Değişim sürüyor, bizi izlemeye devam edin... 
  • ANA SAYFA

  • ŞİİR

  • ÜYE SAYFASI

  • FORUMLAR

  • GALERİ

  • E-KART

  • HABERLER

  • İLETİŞİM

  • YARDIM

  •  16 Mayıs 2008 Cuma Saat: 15:43

    Sizinle beraber bu sayfaları dolaşan 325 ziyaretçi var.
     ŞİİR EVİM FORUM 

    Tüm Tartışmalar >> 

     Forum Ana Sayfa
      - Arama
      - Tüm Kategoriler
      - Yeni Tartışmalar
      - Yaşam
      - Güncel
      - Bilim
      - Edebiyat
      - Kültür-Sanat
      - Müzik
      - Serbest Kürsü
      - Sevginizi İlan Edin
      - Şiir Evim
      - Mavi Salon
     Tüm Tartışmalar
     Serbest Kürsü
     Edebiyat
     Mavi Salon
     Forum Yazılarım
     Sevginizi İlan Edin
     Yeni Tartışma Aç
     Kimler Bağlı?
     

    Tartışma Arama

     
     


     

    Üye: Onur Çağlar

    İsviçre
    Bay, 45
    Forum Mesajları: 69
     
     Kategori: Serbest Kürsü
     
    Yazıcı Versiyonu Arkadaşına Gönder
     
    17.10.2005 22:11 tarihinde eklendi, 859 kişi tarafından okundu.
    Konu: İnsan Tipleri

    SİZ HANGİ GRUBUN İÇİNDESİNİZ?

     
    Toplumsal sınıf ve katmanların oluşumuyla insanın özgül yaşamındaki ve doğasındaki çelişki­lerin fazlalaşması sonucu, tiplerindeki çeşitlilik de fazlalaşınca çelişki uzmanlıkları da fazlalaştı! Ör­neğin tıp neredeyse her gün aynı amip gibi bölüne­rek yeni ana bilim dalları yaratmaktadır. Uzman­lıkların / ana bilim dallarının fazlalaşması çelişki­lerin çözümünün kolaylığını gerçekleştirir emin ellerde... Doktora giderseniz, doktor sizin böbreği­nizdeki taşı alır; ama örneğin bir mafia “dokto­runa” giderseniz böbreğinizi alır...

    Bu yüzden “emin ellerde” dedim...

    Çelişki, şeylerin varlık veya “yokluk” nedeni­dir; çelişkinin olmadığı bir yer veya bir şey bula­mazsınız; baktığınız, gördüğünüz, dokunduğunuz, duyduğunuz, duyumsadığınız vb. her şeyde çelişki vardır. Her şey çelişkinin ürünüdür ve bunun istis­nası da yoktur.

    Canlılar dünyasında çelişki hamallığını tıka basa taşıyan tek varlık, insandır. En ileri, en geliş­miş insan bilince çıkardığı çelişkilerin(in) sayısı ve çelişkiler(in)e karşı açtığı savaşı üst düzeyde oranlayan, oranlama çabası içinde olan insandır.

    İnsan, önce kendini sorgulamak zorundadır. Sorgulayan, araştıran insan bu sorgulamalarını ve araştırmalarını yaşama aktardığı kadar insandır. Dünyanın en  büyük sorusu “İnsan nedir?” sorusu­dur. Bu soruya verilecek yanıtların toplamı, her yönüyle yanıtlayanın aynasıdır. Verilen yanıtların farklı toplumsal sınıf ve katmanlar içinde bulunu­şumuz yüzünden birçok değişiklik ve hatta karşıt­lık içermesi oldukça doğaldır. Bu soruya verilecek bireysel yanıtların toplamı ise, toplumun aynasıdır. “Her konudan çok kendimi incelerim. Benim me­tafiziğim de budur, fiziğim de.” diyen Montaigne’a katılmamak olası değil...

    İnsan ile hayvan arasındaki en belirgin özel­liklerden biri, birinin toplum, diğerinin topluluk oluşturması olmasına rağmen insanın topluluk oluşturmayacağını düşünmek bana hiç de mantıklı gelmiyor. Dahası, günümüzdeki tüm sistemlerin topluma dayatarak uyguladığı “sürü psikolojisi” ve sonuçları bunun en bariz örneklerinden biridir ve toplum oluşturabilen insan sayısı ile topluluk oluşturan insan sayısı arasında her anlamıyla uçu­rumlar bulunmaktadır.

    Sürü psikolojisinin bir diğer adı da “Üç Maymunlar”dır.

    “...bireylerin, içinde etkileşime girdikleri toplumsal ilişkiler ve bağlar bütününün bir ifadesi­dir” diyor Marx, Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı adlı ünlü eserinde toplumu tanımlarken... Murray Baukhin ise, “Hayvanların topluluklar oluşturdukları halde, toplumlar oluşturamadıkları düşüncesi, toplumsal ekolojide temeldir. Toplum, salt insanlara özgü bir alandır, çünkü insan toplu­munu bir hayvan topluluğundan ayıran şey, top­lumsal kurumların varlığıdır. (...) Kısacası topluluk şu ya da bu tür toplumsallığın zorunlu bir koşulu olabilir, ama toplumun varlığını açıklamak için kesinlikle yeterli bir koşul değildir.” diyerek biraz detaylandırıyor Özgürlüğün Ekolojisi isimli ese­rinde...

    Toplum içinde yer aldıkları halde toplumsal kurumların ne iş yaptığını bilmeyen birinci tip in­sanlar genel olarak  üç öğün yemek yerler, kaşı­nırlar, solunum yaparlar, gerinirler, geğirirler, yut­kunurlar... Trenlere bakmaları başlıca tutkularıdır.  Sese göre başlarını çevirirler kimin / neyin sesi olduğuna bakmaksızın. Kendisinin yap(a)madığı bir şeyi başkası yapınca komiğine gider, tuhaf tu­haf kahkaha atarlar. Bunlar yaşamın farkında ol­madıkları için kendilerinin de farkında değillerdir ve toplum içinde topluluk oluşturanlardır.Tüm fe­laketlerin hayırsız anası oldukları için yumurtla­dıklarını algılayamazlar; balıkgillerdendir...

    İkinci tipe giren insanlar kurum ve kuruluşla­rın işlevlerinin, emek ile sermaye arasındaki kar­şıtlığın, dünyanın hem kendi hem de güneşin etra­fında döndüğünün farkındadırlar.  Soğuğu ve sı­cağı ayıt ederler. Sevginin karşıtının nefret, dostlu­ğun karşıtının düşmanlık olduğunun da farkında­dırlar. Düşünme, algılama, yorumlama vb. yetile­rine sahiptirler. “Yorumlayanlar” kategorisidir bu kategori...  Ya da “Farkındayım”lar...

    Kendinden önceki filozoflara yönelik haklı eleştirisinde önemli olanın dünyayı yorumlamak olmadığını söyleyen Marx, esas olanın dünyayı değiştirmek olduğunu söyler. Bu yüzden sınıf sa­vaşımları içinde aktif sorumluluk ve görev üstlen­mişlerdir Marx ve ardılları...

    Gerici ve / veya faşist sistemler, birinci kate­goriye giren sürüleri temel olarak kullanırken ikinci kategori olan “farkında olanlar” kategorisini de granitten sütun olarak dikmektedirler karşı­mıza... Aralarında her tür bilimin, teknolojinin, sporun, vb. vb. insanları ile sınıf mücadelesi içinde hasbelkader yer almış veya “etkilenmiş” kimile­riyle birlikte kaçkınları ve kalleşleri de alır. Diğer insanları “balıkgiller” kategorisine sok(a)masa bile kendisine koltuk değneği olan bu kategori içinde eritmeye çalışır.  İdeolojik izolasyonun ve insani erdemlere ilişkin dejenerasyonunun en yoğun yaşandığı kitle, bu kitledir. Güneşin ışıklarını bize geç gönderme­sinin nedeni, işte bu “farkındayım” kategorisi için­dekilerdir. En itici tiplerdir. Hiçbir taşın altına elini sokmazlar. En tehlikeli ve en ahlaksızca olanı ise, devrimciliği maske olarak kullananlardır.

    Çelişkiler, çözümünü (alternatifini) kendi içinde taşırlar ama, “Bak, çözüm burada!” diyerek adres göstermezler. Çelişkilerin dili dilsizliktir. Dilsizlik dilini bilmek gerekir ve her çelişkinin dili de farklıdır. Onu, çelişkinin bilincine ulaşan insan o çelişkinin içine girerek arar, bulur, ortaya çıkarır ve kendisinden sonrakilere kolaylık olması açısın­dan düzenler. Bu tür insanlar yaşamları boyunca çelişkilerle yatarlar, çözümlerle kalkarlar.

    Her yönüyle en gelişmiş insan tipi, işte bu üçüncü tipteki insandır. En olumlu insan bunlardır. Her yönüyle insan, bunlardır. Bu insanlar sabahle­yin uyandıkları zaman dünündeki olumsuzluklarını buruşturup çöpe atan, olumluluklarını geliştiren ve yeni yeni olumluluklar yaratmayı / araştırmayı ya­şam felsefesi haline getiren insanlardır.

    Bu insan tipi için hiçbir dinin, dilin, ırkın, coğrafyanın, yaşın, cinsiyetin, vb. vb. önemi ola­maz. “İnsan” ile başlar söze, “insan” ile bitirir... Marx’ın yakın dostu olan August Bebel, “Kadın ve Sosyalizm” isimli ünlü eserinde doğa için doğru olanın insan için yanlış olamayacağını söylüyor. Bu doğru sözü tersten de okuduğumuz zaman yine aynı kapıya çıkıyoruz: İnsan için doğru olan, doğa için de doğrudur. Örneğin ozon tabakasının Ame­rika kıtasından bile daha büyük olan deliğinin ka­panması hem doğanın ve hem de başta insan olmak üzere tüm canlıların “rahat bir nefes” alması de­mek değil midir!

    Özetleyecek olursam:

    Birinci tip insan, sadece yaşar... İnsan nüfu­sunun yüzde yetmişi bunlardan oluşur.

    İkinci tip insan, egosunu kıble yapmıştır. İster ki herkes kendi önünde secdeye kapansın. Elini sıcak sudan soğuğa sokmaz.. Kendi çıkarı söz ko­nusu olduğunda müthiş makyavelisttir. Çoğunlukla güvenilmez insanlardır. İnsan nüfusunun yüzde yirmi beşi bunlardan oluşur.

    Üçüncü tip insan, elini bilimin eline kaynak yapmıştır. Öyle ki, ölümleri bile “bilimsel” olur! İnsan nüfusunun yüzde beşi bunlardan oluşur.

    Bu satırları okuyan değerli okur, aşağıdaki so­runun yanıtını bana değil, en yakın dostunuza söyleyin lütfen:

     
    Siz hangi grubun içindesiniz?

     
     
    Dostlukla...


     



    Kullanıcı İmzası:
    Paylaşımların güneş gibi gökyüzünde parladığı yarınlara söz verenler, merhaba
     


     

    Üye: ezgice

    İstanbul / Türkiye
    Bayan, 26  
     
     Kategori: Serbest Kürsü
     
    Yazıcı Versiyonu Arkadaşına Gönder
     
    20.10.2005 14:07 tarihinde eklendi, 219 kişi tarafından okundu.
    Konu: Ynt: İnsan Tipleri

    selam  gerçekten anlamlı ve tartışılması gereken  bi  yazı.. Ben  kendi adıma cevap  verecek olursam    ben  üçüncü grubun içindeyim ve üçüncü grubun düşündüğü düşünceyii savunmak isteyen biriyim   ki o düşüncedeyim  ve savunmaya  devam edecemm...  sevgiyle  kalınn
    Kullanıcı İmzası:
    Yeri gelmiş acıyada   gülmüşsek... Sana olan sevdamdandır  bilesin.....

    GERÇEK GÜZELLİK FİZİKSEL GÖRÜNÜŞE BAĞLI DEĞİLDİR ANCAK KALPTEDİR. GERÇEK MUTLULUK GÖRDÜĞÜN ŞEYDE DEĞİL ASIL GÖRÜNMEYEN YERDEDİR. GERÇEK SEVGİ YAPILDIĞI BİLİNEN ŞEYDE DEĞİL YAPILDIĞI HALDE BİLİNMEYEN ŞEYDEDİR.

    :

     


     

    Üye: Figen Y

    İstanbul / Türkiye
    Bayan, 46  
     
     Kategori: Serbest Kürsü
     
    Yazıcı Versiyonu Arkadaşına Gönder
     
    16.11.2005 02:37 tarihinde eklendi, 130 kişi tarafından okundu.
    Konu: Ynt: İnsan Tipleri

    Amacım ve bulunmak istediğim elbetteki 3. bölümde yer alan anlatımdaki insan tanımlaması ama!!


    Hiç bir zaman ben bu tanımlamaya uyuyorum deme gafletinde bulunmak istemem, çünkü tamam ben doğruyum ve tamamlandım dediğimde biliyorumki hep eksik kalacağım.Zaman zaman her iki bölümde yer alan kimliklerde de bulunmalıyım ki öğrenme ve gelişmem bitmesin..


    Sevgi ve saygılar..


    Kullanıcı İmzası:
    Yarınların belirginsizliğinde akıyorken zaman, ötelenen güzelliklere kilitlenir bakışlarım; asılı kalmış bir sessizlik sallanır dilimde.
     


     

    Üye: MOONLİGHT

    İstanbul / Türkiye
    Bayan, 21  
     
     Kategori: Serbest Kürsü
     
    Yazıcı Versiyonu Arkadaşına Gönder
     
    20.6.2006 13:20 tarihinde eklendi, 153 kişi tarafından okundu.
    Konu: Ynt: İnsan Tipleri

    BENCE İNSANLARI TAM OLARAK 1.2.3. TİP DİYE Bİ KALIBA KOYMAK YANLIŞ BU MODELLERDEN HERKEZDE BİR MİKTAR OLDUĞUNA İNANIYORUM .YANİ 1.TİP DE "HER İNSAN SADECE YAŞAR" BU HER İNSANDA VARDIR. ÇÜNKÜ İNSANLARIN HAYATI BAZEN ÖYLESİNE YAŞADILARI ANLAR VARDIR.2.Sİ İSE HERKEZDE AZDA OLSA EGOYU TATMİN ETME VAR HER İNSAN YAPTIĞI ŞEYLERDEN DOLAYI TAKDİR EDİLMEK İSTER AKSİNİ KİMSE İDDA EDEMEZ BAZILARI BUNU DIŞA VURMAZ BAZILARI DIŞA VURUR.3. TİP DE MESELA BENDE BU SAYDIKLARIMA KARŞIN BEN HASTANEDE ÇALIŞIYORUM YANİ BİLİME KARŞIDA BİR YATKINLIK VAR Kİ OLMAKTA ZORUNDA

    ÖZET OLARAK BEN İNSANLARI BELLİ BİR KALIBA KOYMUYORUM HER İNSANDA İÇİNDE AĞIR BASAN BİR MODEL VARDIR AMA GENEL OLARAK HER 3 TİPTENDE ALINTILAR HERKEZDE MEVCUT.
    Kullanıcı İmzası:
    SANA BAKMAK SUYA BAKMAKTIR, SANA BAKMAK BİR MUCİZEYİ ANLAMAKTIR...
     


     

    Üye: AcemiUser

    İçel(Mersin) / Türkiye
    Bay, 24  
     
     Kategori: Serbest Kürsü
     
    Yazıcı Versiyonu Arkadaşına Gönder
     
    24.11.2006 10:25 tarihinde eklendi, 137 kişi tarafından okundu.
    Konu: Ynt: İnsan Tipleri

    tskler
    Kullanıcı İmzası:
    Yaşamak için Yaşatmak gerek
     


     

    Üye: Aldera

    Ankara / Türkiye
    Bay, 26  
     
     Kategori: Serbest Kürsü
     
    Yazıcı Versiyonu Arkadaşına Gönder
     
    6.1.2007 01:17 tarihinde eklendi, 132 kişi tarafından okundu.
    Konu: Ynt: İnsan Tipleri

    Amaclarimiz belirli hepimiz için görünen gerçekler var insanoglu cevresinden etkilenir önce ögrenmek ister sonra anlamak ve en son yaşamak ister kişilik konusunda çeşitlikler oluşur sonuç olarak dogru bildigini yaşarsin kim ne derse desin
    Kullanıcı İmzası:
    her zaman seni izleyen bir göz vardır
     


     
    Toplam 5 cevap.
    Ortalama: 7.6 (14 oy)
    Tartışma Değerlendirme:
    Okumaya değmez Okumaya değmez
    1

    2

    3

    4

    5

    6

    7

    8

    9

    10
     Okumaya değer Okumaya değer


  • SiirEvim.com.. Hakkında | Yayın Hakkı Notu | Bilgilerin Gizliliği | Künye | Yardım | İletişim
  • Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece SiirEvim.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Sitenin görünümünü oluşturan sayfaların büyük bir kısmı diğer şiir/edebiyat sitelerinden (Antoloji.com, Siir.Gen.Tr, SiirDemeti.com vs..) alınmıştır ancak programlanması tamamen Sinan Eldem'e aittir.

    Tüm Hakları Saklıdır Şiir Evim 1999 - 2007 © Sinan Eldem
    Sayfa 0.741 saniyede yüklendi.



    Google

    Sevgi Bahcesi Toplist Web Hosting Hiz