KADININ KURTULUŞU = İNSANIN KURTULUŞU
Aklıma William Shakespeare'in,
" Dünya bir sahnedir; bütün erkekler ve bütün kadınlar birer oyuncudurlar" sözü geldi. Bence de doğru ama, eksik bir doğru söz bu. Kendimce,
" Dünya, tüm insanların, yaşadıkları koşullar ve benimsedikleri karakterler uyarınca rol aldıkları bir sahnedir" diye " düzenliyorumShakespeare'in hoş görüsüne sığınarak...
İrili ufaklı yüzlerce nedene bağlı olarak dünyadaki birkaç on milyon asalak tiran, egemenliklerini binlerce çeşit çığlığı sahipleriyle birlikte sahnelemekte ve bu oyundan epey zevk almaktadır. Yaklaşık altı milyar insanın yarısı olan biz erkeklerin çok büyük çoğunluğu " gönüllü figüranlarolarak ön sıralarda bunu izliyoruz. Geriye kalan üç milyarlık kesim olan kadınlar ise daha arka sıralarda bulunduğu ve sahnenin de " karanlıkolması nedeniyle iyi izleyemese de, iyi alkış tuttuklarını her gün görüyoruz, duyuyoruz. Günümüzde, dünyanın neresinde olursa olsun
" Kadın erkek bizde eşittir; dinimize, yasalarımıza, törelerimize, vb. bakın!" diye söyleyenler içi boş, temelsiz kuru propaganda yapmaktadır. Çünkü şu an dünyanın her tarafı emperyalist / kapitalist faşist cendere altında ezildiğinden eşitlikten filan söz edemeyiz, bu " eşitliksöylemleri laftadır.
İlk sınıflı toplum olan Köleci Toplum'a geçiş ile başlayan kadın sorunu, günümüzde de farklı bir boyutta ve fakat tüm şiddetiyle devam etmektedir. Köleci Toplumu doğuran ise, " İlkel Komünizmde denilen
kadınların egemenliğindeki İlkel Komünal Toplum'du... Kadınlar, (bir anlamıyla) egemenliklerine sahip çık(a)mayınca, biz erkekler bunu elimize geçirdik ve akıl almaz dengesizlikleri, adaletsizlikleri yarattık! Kimi zaman kadınların %99'unun aptal, erkeklerin ise %98'inin dengesiz bir yapısı olduğu (doğru olmayan) düşüncesiyle buluştum.
İnsanlık kurtuluş peşinde... Hastalıklardan kurtulmak istiyor, aileden kurtulmak istiyor, çalışmaktan kurtulmak istiyor, silahlı yapılanmalardan ve ataklarından kurtulmak istiyor, devletten kurtulmak istiyor, törelerden kurtulmak istiyor, zamdan kurtulmak istiyor, sınırlardan kurtulmak istiyor... Bir süre sonra bunlardan kurtulacaklar ama insanlığın kurtulamayacağı tek şey olan " kurtulma felsefesi"nden var olduğu sürece kurtulamayacaktır. Bu yüzdende en büyük felsefe " Kurtuluş Felsefesi"dir!
Şu ana kadar tespit edilen 20 binin üzerindeki tüm dinler ve sektler, onlarca çeşit felsefe akımları, yüzlerce siyaset çeşidi falan hep insanlığın kurtuluşu üstüne olmuştur. Her düşünce ve inanış biçimi kendine uygun bir kurtuluşu programlayarak en iyi kurtuluşçunun kendisi olduğu iddiasıyla insanlığın hizmetine sunmuş ve dahası sunacaktır da.
Temiz kalpli ve gösteriş budalası centilmenler olarak biz erkekler kadınları kurtarmaya çalışınca kurtuluşun ne olduğunu bilmediği ve pek de meraklısı olmadığı için " Beni neyden, nasıl kurtarıyorsun?diye sormayı akıl edemeyen aptal kadın bize inanıyor. Kirpi dikeni teleklerinden oluşan kanatlarımızın altına sığınıyorlar hemen. Bize inanan kadın buldukça kanatlarımızı kabartırız ve sormaya yeltenen birkaç kadını da " Seni cinsel meta olmaktan kurtaracağız!diyerek bir yığın ipe sapa gelmez cilalı sözlerden sonra altımıza ilk fırsatta önce biz çekeriz ve sonrasında pis pis sırıtarak sorarız:
-Seni cinsel meta olmaktan nasıl kurtardım ama?
-Çok iyi kurtardın!
1791 yılında meclisin yayınladığı " Yurttaş Hakları Bildirgesi"ne karşılık olarak " Kadın Hakları Bildirgesi"ni yayınlayan Fransız kadın hareketi öncüsü feminist Olympe de Gouges, bildirisinde
"Kadın, ayağa kalk; aklın ölüm çanı evrenin dört bir yanından duyuluyor; haklarını keşfet. Doğanın güçlü imparatorluğu artık önyargılarla, fanatizmle, hurafelerle ve yalanlarla kuşatılmış değil. Gerçeğin alevi, bütün budalalık ve gasp bulutlarını dağıttı. Köleleşmiş erkek gücünü arttırdı ve kendi zincirlerini kırmak için seninkinden medet umuyor. Özgürleşen erkek, eşine karşı insafsızlaşmıştır. Ah, siz kadınlar! Gözünüzü ne zaman açacaksınız?" dedi. Yani istediği, şu an bizi hayrete düşürecek şeydi: Kadınlara seçme ve seçilme hakkıyla genel insani haklara ilişkin birkaç reform.. Evet; Olympe'in istemi abartısız, tamı tamına buydu ve karşısındaki devlet ise Gouge'u giyotine göndermekte hiç de isteksiz davranmadı. 1793 yılında kafasını kesilirken onu izleyenler arasında azımsanmayacak sayıda kadın vardı.
" Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksinanlayışının çocuklarıyız. Bu anlayışlar karşısında kadınlar, aslında içlerinde birer Amazon kini taşırlar ama bu kin ilkel kindir, " güdüdüzeyindedir, bilimsellikten yoksundur, bilinçli bir kin değildir.
Biz erkekler (birkaç basit örnekle) genel olarak ne yapıyoruz?
Kadını şiirde çiçeklerle böceklerle süslüyoruz süs eşyası gibi; romanda, öyküde elimizde şehvet pusulasıyla kadının isterik çığlıklarını arıyoruz edebiyat adına. Aşık olurken fiziki olarak güzelliğine vuruluyoruz sevda adına. Resimde çırılçıplak soyup memelerini ve vajinasını tuvalin orta yerine en ince detaylarıyla çiziyoruz ipe sapa gelmez " nüdenen soytarıca sanat adına. Reklamlarda, örneğin buzdolabının derin donduruculuğunu kadının ateşli iniltileriyle " ısıtaraksunuyoruz namuslu ticaret adına. " O şimdi asker / canı neler ister?"leri söylüyoruz toplumca müzik adına.
Tarih, kadınların da insan olduğunu iddia eden ve bunu hakkıyla yerine getiren erkek ölüler cephesini zorlamaya tanık olmadı daha ama kitlesel fahişe ve büyücü katliamlarına tanık oldu fahişeliği kurumsallaştıran erkekler tarafından. Oysa kadının örgütlenmeye, öfkesini haykırmaya ve haksızlıkların üstüne yalın kılıç saldırma hakkı var.
Kadınlara ait etkinliklerde bile, örneğin; dünya emekçi kadınların birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 8 Mart'ta bile etkinliğe katılanların çoğunluğu erkeklerden oluşmaktadır.
Eğer biz erkekler kendimizi kadınları robot gibi yönetmekten ve kullanmaktan kurtarırsak, kadınlar da bizim bu davranışımızı desteklerse ve birbirimize hangi anlamıyla olursa olsun meta olarak değil de
insan olarak yaklaşmayı başarabilirsek, işte o zaman insanlık kurtulmuş olur ve adına " dünyadenen vahşi dev sahnede insanlaşmış oyunlar izlenir.
Ve bu anlayışla kadının kurtuluşunun insanlığın kurtuluşuna eşit olduğunu savunurken, acaba (sizce) yanılıyor muyum?
Dostlukla...
Kullanıcı İmzası:
Paylaşımların güneş gibi gökyüzünde parladığı yarınlara söz verenler, merhaba