Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
Altay Burağan Hayatı
Altay Burağan, 2 Ekim 1951 yılında Kıbrıs’ın Baf ilçesine bağlı Tabanlı (İstinco) köyünde doğdu. İlkokulu köyünde okudu. 1963 yılında tahsil için ailesiyle Lefkoşa’ya geldi. 1963 çarpışmalarını yaşadı. Bu çarpışmalar içerisinde, babasını Küçük Kaymaklı’da yitirdi. Bayraktar Ortaokulu ve Lefkoşa Türk Lisesi’ni bitirdikten sonra 1971 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde yüksek öğrenime başladı. Bu fakülteyi 1976 yılında bitirerek Ziraat Yüksek Mühendisi ünvanını aldı. 1976 yılında tarım uzmanı olarak İskân ve Rehabilitasyon Dairesi’ne girdi ve bu dairenin Tarımsal Rehabilitasyon Şubesi’nde uzun yıllar tarım uzmanı olarak görev yaptı. 1990 yılında Çevre Koruma Dairesi’ne girdi ve 10 yıldan çok bir süre çalışıp 2000 yılında emekliye ayrıldı. Altay Burağan 1963’te babasını, 1984’te de annesini yitirdi. 1978 yılında Hidayet Burağan ile evlenen Altay Burağan’ın Şükrü adında bir oğlu ve Tügen adında bir kızı vardır. İlk kitabını 1997 yılında “Uçun Kuşlar Uçun Barışa Doğru” adı altında yayımlayan Altay Burağan, 2000 yılında “Yaşasın Dünya”, 2003 yılında “Bir İçim Akdeniz”, 2005 yılında “Sevgi Yağmurları” ve 2008 yılında da “Yelken Açtım Özlemlere” adlı şiir kitaplarını yayımladı. KIBATEK (Kıbrıs, Balkanlar, Avrasya Türk Edebiyatları Kurumu Vakfı) Yönetim Kurulu Üyesi ve Kıbrıs Türk Yazarlar Birliği üyesi olan Altay Burağan, emekliliğini, gezip görerek, araştırarak ve şiir çalışmaları yaparak değerlendirmektir.
Yorum Yaz
Altay Burağan Şiirleri
Beğendikleri
Özlü Sözleri
İstatistik
Tarih Hit
22-02-2020 1
17-02-2020 1
12-02-2020 1
09-02-2020 1
05-02-2020 1
29-01-2020 1
25-01-2020 1
Takipçiler
Takip Edilenler

CavidanTuna

3 Şiir

Yeni Şiirleri

Başka Dünya Yok

11 Yıl 8 Ay9 Saat önce yayınlandı

Bir Çevre Düşlüyorum

11 Yıl 8 Ay9 Saat önce yayınlandı

Keşke Olabilseydim

11 Yıl 8 Ay9 Saat önce yayınlandı

Uçun Kuşlar Uçun

11 Yıl 8 Ay9 Saat önce yayınlandı

Adım Kıbrıs

11 Yıl 8 Ay9 Saat önce yayınlandı

En Popüler Şiiri

Keşke Olabilseydim

Bir küçücük kuş olsaydım

Kent meydanlarında.

Ufacık ellerin, minicik yüreklerin

Sevinci olsaydım yem kaplarında.



Kanat çırpabilseydim uzak ufuklara.

Bir selam götürebilseydim,

Özlemle bekleyenlere.



Bir küçük ümit olabilseydim

Tutuşan gönüllere.

Büyüsem, büyüsem

Bir buzdağı olabilseydim,

Yangına kürek gitseydim.



Bir esen yel olsaydım ateşleri söndüren.

Şişirseydim yelkenlerini

Sonsuz enginlerde gezenlerin.

Kokularını taşısaydım sevgililerin

Bal arılarının kardeşi olsaydım.



Ayrılıkları yok edebilseydim,

Çelme takabilseydim baş kesenlere.

Ayrılanlar buram buram gönlümde tüter,

Yıkabilseydim ayrılık yollarını

Köprülerini.



Yaşama hakkını çok görenlerin

Renk ayrımı, ırk ayrımı yapanların

Sağa sola saldıranların

Yok edebilseydim bu güçlerini,

Bu şiddetlerini.



Yıkabilseydim dünyanın adi düzenini.

Bulabilseydim sevgi bileşkesini.

Önleyebilseydim çevre felaketlerini,

Açlara, evsizlere,

Kanat gerebilseydim.



Durdurabilseydim akan kanlarını,

Yetmiş iki millet, bütün evrenin.

Akıtabilseydim insanların

Damarlarında dolaşan

Bencillik, düşmanlık, nefret kanlarını.



Tüm dikilmiş anıtlarını yıkardım,

İnsanlığa karşı kazanılmış zaferlerin.

Tüm köşkleri, sarayları yakardım,

Emekçinin hakkı çalınarak

Yapılanların.



Bir insanlık bayrağı çekerdim

Sonsuz mavi göklerine

Son durağımızın.

Bir sofra kurardım orta yerine

-Herkes yiyecek şekilde-

Yaşlı dünyamızın.



Bir koca ırmak olurdum susuzlara,

Bir Halil İbrahim sofrası aşsızlara.

Ve bir kıl çadırı göçebelerin, evsizlere.

Keşke olabilseydim,

Yetebilseydim.



Fikir suçlularının avukatı olabilseydim,

Bağımsızlık savaşlarının bayraktarı.

Ekmek kavgalarının tozkoparanı,

Adalet duvarlarının su terazisi.



Bir umut, bir sevgi, bir dostluk,

Bir yakınlık kurabilseydim gönüllerde.

Uzatabilseydim ayı, yıldızı, samanyolunu,

Kararan güneşleri yerine insanoğlunun

Bir daha hiç sönmemecesine.



El ele tutuşturabilseydim sevgi ile,

Yıllarca kin, nefretle beslenmiş çocukları.

Yıkabilseydim duvarlarını bölünmüşlüğün,

Yok edebilseydim çirkinliklerini

Patlayan silahların.



Açabilseydim kapılarını, şarkıların, türkülerin,

Yazabilseydim nağmelerini

Güzelliklerin, temizliklerin.

Okuyabilseydim şiirlerini, destanlarını

Ölümsüzlerin.

İşleyebilseydim beyinlere, gönüllere

Sevgi ve hoşgörüyü.



Bir kuş olabilseydim -keşke-

Uzun kanatlı.

Uçabilseydim yeryüzünde, gökyüzünde,

Her yerde.

Her gaga vuruşumda

Bir nefret yok olurdu.

Her kanat çırpışımda

Dünya mutlu olurdu.