Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
İsmail Işık Hayatı
Yorum Yaz
İsmail Işık Şiirleri
Beğendikleri
Özlü Sözleri
İstatistik
Tarih Hit
17-01-2019 1
15-01-2019 1
13-01-2019 1
12-01-2019 1
10-01-2019 2
01-01-2019 1
31-12-2018 2
Takipçiler
Takip Edilenler
Yeni Şiirleri

Trajik Sorgulama

8 Yıl 8 Ay6 Saat önce yayınlandı

Pir Seyit Rıza (Dersim İsyanı)

8 Yıl 10 Ay6 Saat önce yayınlandı

Keşke Böyle Biri Olsa

8 Yıl 10 Ay5 Saat önce yayınlandı

Unuttum Seni

9 Yıl 1 Ay5 Saat önce yayınlandı

Kimliğin Bedeli

9 Yıl 2 Ay5 Saat önce yayınlandı

En Popüler Şiiri

Pir Seyit Rıza (Dersim İsyanı)

Yıldızsız gökyüzü, ışıksız ay

Alacakaranlıkta korku, telaş

Dışarıda çırılçıplak bir ölüm

İçerde elem karası sürgün

Akbabalar bayram eder

Ziyafet sofrasında timsahlar.



Dört dağın içinde bir güzel şehir

Yılları tüketmiş özgür sokaklar

Sevdanın, umudun, yaşamın sesi

Dağlar, ovalar, boz kırlar…

Hepsi tutsaktır uçurumlarda

Dersim’in dört yanında kuşatma



Munzur zincirlenmiş geceden

Ayaklarında hükümet prangası

Namlunun ucunda göğüs kafesi

Ve gözleri kan çanağında

İsyandan bir düş kurar korkusuz

Yiğitler meydanda yer aldığında



Yıl otuz yedi, Mart’ın ikinci yarısı

Dışarıda zifiri bir karanlık

El ayak çekmiş zaman.

Suskun bakışlar göz ucunda.

Yarasa çığlığı susturulmuş

Kesilmiş baykuş uluması.



Yetmiş dördünde bir koca yiğit

Haykırır gecenin içine doğru

Gözlerinde Dersim’in nemi

Kulaklarında Munzur’un iniltisi

Bir elinde cesaretin kırbacı

Diğer elinde isyanın hür nefesi



Vaktidir diyor özgür olmanın

Korkmadan, insanca yaşamanın

Sürgünden, ölümden muaf

Zalimin pençesine düşmeden

Dersim’de gül dermenin

Munzur’a can vermenin vaktidir.



Altı bin yiğit eyvallah diyor

Altı bin can, hep birden

Yüreklerinde Ali’nin mührü

Ve bir ışık Hüseyin’den

Başlarında o koca yiğit

Bir isyan kopardılar dersimden



Bir isyan ki sesi arşı titretiyor

Yiğitler elinde tutuyor cehennemi

Zalimin gözlerinde korku demeti

Ve yüreğinde bitmez endişe

Yine pusu kurarlar amansız

Kahpece savaşmak onlara düşer



Üç uçak filosu görünür tepelerde

Ve sayısız ölüm pencerelerde

Tanrı’nın lanetine gark olmuş

Bir şeytan edasında Sabiha gökçen

Hallaç pamuğu gibi döver durur

Koparır vicdanın, başını gövdesinden



Ama bitiremezler Rıza’nın kavgasını

Her can yeniden doğuyor siperlerden

Bakarlar ki olmayacak böyle

Kolay lokma değil asi bedenler

Barış tuzağına çağırırlar Erzincan’a

Yetmiş iki yiğitle birlikte.



Hapsedilirler karanlık zindanlara

Elleri ayakları tümden zincirli

Sonra kurulur kör mahkemeler

Zebani savcılar çıkar ininden

Pir’imin zamansız katli istenir

Elazığ içinde dar bir köşede



Kurulur ölümün melun ağacı

Sehpada genç yüreğiyle bir ihtiyar

Yüreği inancının tazeliğini

Saatler suskun zamanı vurur

Fırsat vermez cellâdın sevincine

Pir’im kendi işini kendisi görür.



Dersim’in sokaklarında bir figan

Munzur’un gözlerinde sırılsıklam

Altı bin okyanus damlası

Kara yazgı ne kötü bir illettir

“Evlad-ı kerbelayız, hatasızız

Ayıptır, zülümdür, cinayettir.”

05.09.2009