Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
Necati Şimşek Hayatı
30 Mayıs 1960 Ankara doğumluyum..
İlkokul ve ortaokuldan sonra End. Meslek Lisesi..
Sonra sanat hayatı..
Çalış babam çalış..
Ta ki emekli oluncaya kadar..
Emekli olduktan sonra kurduğun iş yerinde yine çalış.
Çünkü memleketimi seviyorum.. "Önce Üretim" dediğim için böyle bir şeye girmenin bahtiyarlığını taşıyorum..
Şiirlerim mi?
Onlar benim evlatlarım..
Sevinçten yazdığım şiirler azdır..
Kahkahayla gülmeyi bir türlü öğrenemediğim için..
Memleketimi çok sevdiğim için Memleket şiirlerim çoğunluktadır.
Şiirde hiç bir iddiam yok..
Güzel yazdığımı hiç iddia etmiyorum.
İşlerimden fırsat buldukça dostlarımın ve ustaların kafiyeli güzel şiirlerini okumaya gayret ediyorum.. Hayatı şiirlerle yaşamayı seviyorum, şiirlerle anlatmaya çalışıyorum..
Sadece içimden geçtiği gibi yazıyorum..
Kafiyeli yazmayı çok seviyorum, becerebildiğim kadarıyla..
Serbest şiiri okumayı ve güzel okuyandan dinlemeyi çok seviyorum..
Kafiyeli şiirin her şeyini çok seviyorum..
Eleştirilere açık bir insanım, eleştiriliyor isem değer veren var demektir diye düşünüyorum..
Kısaca ezcümle; Ben buyum..
Yorum Yaz
Necati Şimşek Şiirleri
Beğendikleri
Özlü Sözleri
İstatistik
Tarih Hit
17-09-2019 2
16-09-2019 1
12-09-2019 1
11-09-2019 1
09-09-2019 1
08-09-2019 5
06-09-2019 1
Takipçiler
Takip Edilenler
Yeni Şiirleri

Uzaklar Yakın Şimdi

19 Gün önce yayınlandı

Nefsim Sana

19 Gün önce yayınlandı

Gecenin Getirdiği

19 Gün önce yayınlandı

Aşk Balı

19 Gün önce yayınlandı

Aklına Gelir Miydi?

19 Gün önce yayınlandı

En Popüler Şiiri

Hatıralar -4

Düşündüm iz dolu güzel mazimi
Çocukluk günlerim geldi aklıma
Yazmasam kaybolur gördüklerimi
Hiç de boş değilmiş vardım farkına

Zengin değil idik memurdu babam;
“İki oda bir de daracık sofam,
Çocuklarım için gailem, çabam..”
Kendi evi girmiş gönül tahtına..

Belki hayalinde yoktu büyük ev
Her zaman söylerdi yaşamayı sev
Gururu, ak alnı, dik başlı bir dev
Ev bir barınaktı, yalan dünyada

İmamlık yaptığı o köyün halkı
Bir ev yapmak için verince aklı
İkiyüzyetmişbeş metrede saklı
Hayat temelini kazmış toprağa

Önünde bir küçük bahçesi vardı
Kuyumuzdan billur bir su akardı
Bahçemize anam iyi bakardı
Her sabah ezanla girerdi suya

Toprağa bağlıydı ıslah eylemek
Her bahar bahçeyi kazıp bellemek
Sinema bileti cebinde demek
Anam harçlıkları derdi babama

Her şey yetişirdi, küçük bahçede
Taze yumurtamız vardı kümeste
Domates, patlıcan, biber ve nane
Konserve, kurutma hazırdı kışa..

Okuldan gelince hiç beklemeden
Bahçeye dalardım bölüp ekmekten
Soğanın cücüğü en has yemekten
Güzel görünürdü o anda bana

Anam biberlere giderdi önce
Domates keserdi, inceden ince
Kümesten yumurta, biraz narince
Pişirmeye hazır, kulplu tavada..

Kendi uyuttuğu yoğurdu açar
İstersem çabucak ayranı yapar
Salatalık taze hararet keser
Çok zevkli olurdu karın doyurma

Elmanın üç çeşit ağacı vardı
Akdut ağacına o bahçe dardı
Ceviz nasıl böyle bahçeyi sardı
Kayısı hazırdı hep kurutmaya

Hele kocamanca bir kiraz vardı
Her mevsimde vişne kurur, kaynardı
Erikler çok güzel, suyu damlardı
Selam söyler iğde karşıki çam’a

Kuyunun yanında eski bir asma
Yaprağın verirdi dosta-düşmana
Üzümler karaydı, meyvesi hasta
Dibinde ısırgan, çilek ve roka..

Badem ağacını unutuyordum
Dibinde gülleri ben buduyordum
Hercai menekşe, lale bulurdum
Kokardı leylaklar gün batımınca

Birde köpeğimiz var idi “Topak”
Bende hastalıktı onla oynamak
Gördü mü kediyi zordu kurtulmak
Kuyruğu sallardı, hoş havlamayla..

Bahçenin altında akardı dere
Kömürlük büyüktü odun, kömüre
Hemi de kilerdi, eski sedire
Ekmek açan anam geldi aklıma

Evin arkasını rahmetli dedem
Taş duvardan ördü hiç düşünmeden
Odalar briket birkaç bölmeden
Kiremit kapladı bütün çatıya

Üç ara bir hol derler ya hani
Mutfak, banyo içte daire yani
WC dışlardaydı, değildi mani
Kitapla doluydu yattığım odam

Uzaklarda idi biraz bakkallar
Evlere ne lazım her şey satarlar
Veresiye diye hesap açarlar
Bu ay veremezsen gelecek aya

Her ne alır isek taksite bağlar
Böyle yaşanırdı bizde hayatlar
Her aybaşlarında ince hesaplar
Hesabı şaşıran kalırdı yaya

Her Pazar sabahı kalkıp erkenden
Anam derdi haydi hiç üşenmeden
Koşuver fırına çay demlenmeden
Mis gibi sıcacık ekmek sofraya..

Fırın biraz değil, epey uzaktı
Maksat ekmekleri soğutmamaktı
Nefsim her ekmeğin tadına baktı
Gönül ister iken, eller torbaya..

O mis gibi koku bayardı beni
Adımlar sıklaşır yorardı beni
Sofranın hayali çekerdi beni
Eksilir adımlar, bir bir saymaya

Okulumuz bile uzaktaydı çok
Otobüs ve dolmuş hiçbirisi yok
Kışın üşüyünce eli cebe sok
Kitaplar muhtaçtı bezden çantaya

Yazın zevk olurdu okulu asmak
Trene binip de uzağa kaçmak
Yılsonu olunca sınıfta kalmak
Umudu bırakmak gelecek yıla

Köye gider idik tatil olunca
Sıcaklar bastırıp tere batınca
Yıldıza bakardık “kaş” ta yatınca
Göz kırpardık bize gülünce aya

Kuzular güderdik dağ başlarında
Türküler söylerdik dağ başlarında
Soğuk su içerdik dağ başlarında
Yanınca dalardık buz gibi çaya

Her akşam yemeği büyükçe kaptan
Tahta kaşıklarla, mis tarhanadan
Yedikçe lezzeti tat bazlamadan
Yemeğin üstünde, banarak suya..

18.09.2008 Ankara