Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
Nilgün Marmara Hayatı

HAYATI
1958 yılında İstanbul'da doğdu. Ortaokul ve liseyi Kadıköy Maarif Koleji'nde tamamladı. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü'nü bitirdi. Çeşitli dergilerde şiirleri yayımlandı.

13 Ekim 1987 tarihinde yeryüzünü terk etmeye karar vererek yaşamını sonlandırdı.

ESERLERİ
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1988)
Metinler (1990)
Kırmızı Kahverengi Defter (ö.s. 1993)
Yorum Yaz
Nilgün Marmara Şiirleri
Beğendikleri
Özlü Sözleri
İstatistik
Tarih Hit
25-02-2020 1
20-02-2020 1
18-02-2020 1
17-02-2020 1
14-02-2020 1
09-02-2020 1
08-02-2020 1
Takipçiler
Takip Edilenler
Yeni Şiirleri

Gökkuşağından Darağacı

16 Yıl 6 Ay11 Saat önce yayınlandı

Kan Atlası

16 Yıl 6 Ay11 Saat önce yayınlandı

Korunak

16 Yıl 6 Ay11 Saat önce yayınlandı

Sonra Ölümün Çağrılısı Olarak Gelirsin Dünyaya

16 Yıl 6 Ay11 Saat önce yayınlandı

Düz-Bahar

16 Yıl 6 Ay11 Saat önce yayınlandı

En Popüler Şiiri

Çiçek Dürbünü Benzetisi İyimserce

Yerleşik yabancılığın acısı
Öz düşmanları kendilerinin sevgisiz bilisiz
ve acımasız kabukluların zincirlediği
kara tamlama.
Bir neden yabancıya?
Bir neden yerleşiğe?
Bir neden yerleşik yabancıya?
Susturduklarından sonsuzun dilini,
Dışıyla gerçeğin çizgisini kalın koca leş
doğrusuyla belirleme.

Bakıldığında göz değirmisinden bir çiçek dürbünün
değil midir renklenme olasılıkları tabanında
görülen parçacıkların
yoksamak kurutan kısır umutları, geleneksel
tanrıları,sürülerin çorak gerçekliğini
ve kanatlanarak yaşamak kendi dağılımında...

Kaydır hafifçe elini sağa ve bak
elin hafifçe sağa kaymıştır
(Bir gül bir güldür bir güldür bir gül)
Görünür ayrımı şimdi yenilenen renk konumunun.

Yürü dört adım, dört kez çevir sevgili kırmızı
nesneyi (kırmızıydı ilk ve tek olan)
Bak görülene tutkuyla bak
dört ayrı kez dört ayrı çümbüş...

Sarıl, benzerlerine dokun...
Bir bilinmeyen nicelikte duyumlarının sevinci,
Benzeş özdeşliklerine küçük, renkli bölünmüşlüklerin,
ne hoş, ne düzenli, ne dağınık, ne düşlenmez
yer değişimlerini!
Dizelerini sırala kendince kendiliğinden,
Oyuncağını yuvarla ve yaklaştır bakışını,
Uygun değil mi sözcüklerine kırıkların gözalan
dizilişi kendince kendiliğinden?

Sorma! Ya bir gölge oluşmaz mı hiç,
hep ışık var mı oluyor camdan yüreğine
akan duru, düzensiz kararlılık için?
Korkarak kırılmasından saydam nesnelerin
parçacıkların yitiminden, kapılmasından
Ötelerin el koyucu rüzgarın yetkesine,
başka coğrafyalara doğru.

Kov kara duygulu olasılığı bilincinin
gücüyle
biçimleri kesikler yaratmadan tininde-
Yeni çiçek dürbünleri bul ertesinde düş kırıklığının
Gizlenmişlerse senden, kur öz yaratısını
saflığının.

Geldiğince yüreğinden geçtiğince
yapıla benzerini,
Daha yetkin oluşlar özgül ayrımlar
bekler seni uğraşında,
Şaşarsın dantel yüreğin
ince yeteneğine.

Bekleme bir anı gelsin kurtuluşun
parlak renklerden ve
karanlık soyutta haz kırıntılarını
düşlemenin, sokak bilincine göre
erince kavuşmanın.
O çocuksuluğun ayırdında olamayan
ve direnmeye karşın etkilerini
zorbalıkla yayan kurnazlarca
huniler ve sinsilikle
içirilen beklentiler...

Tüm hücrelerinle kus cellat yargıları!
Seslen sonra övünçle bir gelecek insanlığına
oynadığın eşsiz mikalarla!

Haziran, 1977