Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
Nurettin Sakin Hayatı
Yorum Yaz
Nurettin Sakin Şiirleri
Beğendikleri
Özlü Sözleri
İstatistik
Tarih Hit
24-02-2020 1
23-02-2020 1
22-02-2020 1
20-02-2020 1
19-02-2020 1
17-02-2020 1
14-02-2020 1
Takipçiler
Takip Edilenler
Yeni Şiirleri

Terk

16 Yıl 7 Ay11 Saat önce yayınlandı

En Popüler Şiiri

Terk

I
Bu şehri sana terk ediyorum
Dönüp bakmadan
Ve düşüp yaktığın yerleri aldırmadan
Oysa bu şehir
Sensiz ya da bensiz
Yedi tepeden ve taştan ve ağaçtan
Ve kuşlardan ve caddelerden
Ve sokaklardan ve soktaki köpeklerden
Ve evdekilerden ve çocuktan
Anadan ve babadan
Ve tüm tanrılardan
Koskoca bir mezar olacaktı...
Şimdi bu şehri sana terk ediyorum
Gözyaşlarımı avuçlarımda saklayarak
Ve daha şimdiden
Gözlerinin rengini almışken yollar
Bu şehri sana terk ediyorum
Düşüp yaktığın yerleri aldırmadan

Düşülen sözlerle yaşam bulmuyor düşler
Yani yaşamak elde olmasa da
Yaşamamak sıkı sıkı avuçlarında
Yani yaşamak için cesareti yoksa insanın
Ölmeyi bilmeli en azından...
Ve sen
Seni sevdiğimi belki hiç anlamadın
Ve artık şimdi
Sana acıdığımı da anlamayacaksın
Ve duymayacaksın yüreğimin sesini
Bu şehri sana terkediyorum
Sessiz
Sen bana değil yüreğine ihanet ettin.

İstanbul, ey fahişeler kenti
Sevdiğimi sana kurban verdim
Ve seni de seviyorum
Korkma terk ettiğim sen değilsin
Aslında benim...
Bilmem kaç milyonluk
Koca bir yalansın İstanbul
Yüreğimdeki izler senin armağanın
Ama terk ettiğim sen değilsin
Aslında benim...

Dillen ey fahişeler kenti İstanbul
Söyle
Bir fahişenin yüreği taşır mı bu kansızlığı
Pazarlıksız beş paraya elden çıkarıldı yüreğim
Bilmiyor değilim iki yüzün biri yazı'dır
Gök hem mavi hem kara olsaydı
Renksiz anılırdı
İşte bu ve daha başka yüzlerden
Ve unutulmaz yüz üstülerden
Bu şehri sana terk ediyorum
Sana acıyorum artık
Ve sen bunu da anlamayacaksın
Yer gök şimdi gözlerinin rengiyse de
Ben gözlerimi kapatmayı biliyorum
Ve bu şehri sana terk ediyorum
Korkma fahişeler kenti, İstanbul
Terk ettiğim sen değilsin
Aslında benim...

Bakmadığım açık yeşillerden
Ve yaz mavilerinden geçiyorum
Kan çanağıyla yek bir yürek
Ve bu yürekten olma bir ruh
Yaşamak adıyla bir bedende hapis olunca
Ve ben vazgeçince
Sahip olmadığım herşeyden
Ve tekrar tekrar vazgeçmek için
Çalığ sahiplendiğim zaman
Yanlışlıkla girilen sokaktan dönülen hızda
Vazgeçiliyorum...
Bu şehri sana terk ediyorum
Sen beni terk edecek kadar sevdin
Ben
Bu şehri sana terk ediyorum
Korkma İstanbul, fahişeler kenti
Seni yaşayacak kadar sevdim
Ve terk edilen sen değilsin
Aslında benim...

Hayatın bize yalan söylediği yalan
Biz hayata yalan söyledik İstanbul
Yalan üstüne yalan işte
Gidiyorum kokun hala üzerimde
Çünkü sen
Bir kokun olmayacak kadar ömürsüzdün
Bahar mevsiminin gülleri kokusuz ve renksiz
Katışıksız güzeli bilmez
Bahardan armağandır ona tebessüm
Ama yine de
Tüm güller haram olmalıydı.
Ben seninleyken dört mevsim bahar
Gök mavi, güller kırmızıydı
Ama şimdi
Bu şehri sana terk ediyorum
Korkma İstanbul, fahişeler kenti
Terk ettiğim sen değilsin
Aslında benim...

Ve sen
Yaşamak yüreğinden yoksun
İstanbulun dilsiz gülü
Yüreğim zindanın zincirsiz
Ve sen
Firar edemeyecek kadar yüreksizsin
Senin de bir kokun olacak
İçlerimde çürümüş kemiklerinden yayılan
Ve yüzünde donup kalan
Baharın rahmeti tebessümden
Ben seni
İçimden terk etmiyorum
Korkma İstanbul, fahişeler kenti
Terk ettiğim sen değilsin
Aslında benim...

İstanbulun sessiz gülü
Sus
Konuşma, inanırım
Ve yazık ki biliyorum
Ne söylersen yalan
Güller böyle kokmazlar
Sadece böyle solarlar
Fahişeler kentinin renksiz ve sessiz gülü
Bu şehri sana terk ediyorum
Yalan olmasa, İstanbul
Sensiz ya da bensiz koca bir mezardır
Bu şehri sana terk ediyorum

Ben bu şehirden gidiyorsam
Son bir defa
Sana inanıyorum da gidiyorum
Sana acıyorum da gidiyorum
Yoksa sevdiğime sırt vermem.
Bu şehri sana terk ediyorum
İstanbul, fahişeler kenti
Üzülme
Biliyorum kime emanetsin.

II
Bu şehri sana terk ettim
Ağlama İstanbul
Terk ettiğim sen değilsin
Aslında benim...

Biz seninle yasak meyvanın adını koymadan
Ve bacağı kırılacak şeytan
Daha yaratılmamışken
Tanrıların gazabına uğradık
Ve onlar da öyle inanıyorlar
Oysa onlar yalancı peygamberlerin tanrıları
Ve inanıyorlar ki
Sen ve ben yeryüzünün en uzak köşelerine atılınca
Yarattıkları cennetten kovulmuş oluyoruz
Ey Havva
Sen yüreğine emanettin
Ve sen yüreğine emanetsin
Ey Havva
Yeryüzünün en uzak iki noktası
Tek bir noktadan ibarettir
Onlar bunu bilmezler
Ey Havva
Biz cennetimizin yaratıcılarıyız
Ve tanrılar cennete giremezler

Bu şehri sana terk ettim
Ve seni mabedince yalnız gözdüm
Ağlarken, sessiz ve susuz
Ben Musa olamadım ama
Yunuz kadar asiydim maviye
Sen Yusufun gömleğindeki lekesin
Yani Züleyha kadar günahkarsın
Yolların düştüğü koca Nemrut
Karanlıktı ve ıslaktı mavi
Doruğunda Ademin ayak izi
Sen ellerinde kan çanağı kalbin
Oğlunu suya terk eden Nuh'sun
Ve kavminin helakı
Ellerine baktığı kadar gerçeksin
Sen bir ihanetsin...
Cehennemin tek kapısı
Bu şehri sana terk ettim
Unutmaya gittim beni
Ve tanrıları inkara...

Tattan ibaret tanrıların cebinde
Hangi kervanın izini kokladın
Sen gözleri baharken
Toprağa kızını diri veren Ömer'sin...
Onlar, yalancı peygamberlerin tanrıları
Gazapları da ancak varlıkları kadar gerçek
Sen maskeleri parçalayan İbrahim'sin
Ve mabedin kapılarını üstüne örten Cebrail
Ne Muhammed olabildin
Ne de Ebu Cehil...

Cehennemin renksiz gülü
Cehennem ateşi
Susma
Konuş
Artık inanmıyorum.

Sen adı konulmamış bir ihanetsin
Ve ben tanrılarının iblisi
Tanrıların kadar tanrıyım yani
Kıyamet günleri imanın kadar yakın.
Sen yasak meyvayı sunan elsin
Ve beslediği topraksın
Bir ihanetsin
Ademime
Ademlerine...
Sen adı konulmamış bir yalansın
Ve ben doğrularının yalanı
Gözlerin kadar maviyim yani

Ey maskeleri düşmüş tanrıları
Yalancı peygamberlerinizle
Yağmurlar yağdırın
Kara yüzlü bulutlarınızdan
Fırtına kopsun verdiğiniz her nefesle
Yunusa cehennem mavilerinize
Denizlerinize açılan Nuh'un gemisi batsın
Ey tanrıların kızı
Git, kapan yüreklerine
Sana hayat versinler
Ben İsa değilim...

Bu şehri sana terk ettim
Göz yaşına bakmadan
Ve şarkıları dinlemeyi bıraktım
Seni de bıraktım
Bir sigaradan çekilen nefes gibi
Düşüp de yakacağın yerşm kalmadı artık
Her gülde seni görmeyi
Her gülüşte seni anmayı da bıraktım
Alıp yanıma seni gömmeye gittim
Ben unutmaya gittim beni

Bu şehri sana terk ettim
Ve her hayalinde
Bir cümle kuruyorum kalbine
Aslında çarpıp gideceğin kapıya
Gözlerimi kapattım ellerimle
Ve şimdi de gözlerine kapatıyorum
Seni tüm dünlere, bugünlere
Ve yarınlara yazdım,
Şimdi de siliyorum...

III
Şimdi dönüyorum
Neden yüz verdiğim anlamsız kalacak
Tüm gözlerden
Sen diye bakacak kimsem yokmuş da dönüyorum
Kanın kadar berrak yaşlarım avuçlarımda
Mezarıma geliyorum serpmeye
Sen mezar başlarını süsleyecek gülmüşsün
Gülmüşsün de ben kanmışım
Mezarıma geliyorum ağlamaya
Sen de gel dikil başucumda

Şimdi dönüyorum
Neden ses verdiğim hem sır kalacak
Tüm gönüllerden
Sen diye susacak kimsem yokmuş da dönüyorum
Can çekişen sen kadar iniltili kelimelerimle
Mezarıma geliyorum ağlamaya
Sen mezar başlarınca konacak kuşmuşsun
Kuşmuşsun da ben uçmuşum
Mezarıma geliyorum ağlamaya
Sen de gel kon başucuma

Şimdi dönüyorum
Neden girdiğim hep meçhul kalacak
Tüm yollardan
Seni verecek toprak bulamadım da dönüyorum
Yüreğin kadar pak kefenim cebimde
Mezarıma geliyorum ağlamaya...
Sen mezar başlarına dikilecek taşmışsın
Taşmışsın da ben rastlamışım
Mezarıma geliyorum ağlamaya
Sen de gel dur başucumda

08-12.07.2003