Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
Orhan Kotan Hayatı
Orhan Kotan, 1944 yılında, arkasında " kürtçü-komünistdamgasını taşıyan bir memur ailesinin ikinci çocuğu olarak gözlerini dünyaya açtı. İlk ve Orta öğrenimini tamamlayan Kotan, Üniversite eğitimine, Ankara'da Dil-Tarih ve Edebiyat Fakültesi'nde başladı… 68 gençlik hareketinin içinde aktif görev alan Orhan Kotan, bu nedenle Üniversite'den ayrılmak zorunda kaldı….
80 darbesi ile birlikte kendisi için en acı yıllar olan sürgün yılları başladı. İsveç'e çıkmak zorunda kaldı. Her ne kadar sürgünü, " gri göklerde bin yıllık keder ve ecnebi sokaklarda yalnızlık…olarak ifade ediyorsa da, mücadele azmi bir kat daha bilendi. Önce Dengê Komal sürecine imzasını attı, ardından Kürdistan Komünist Partisi Merkez Yayın Organı " Yekitidergisini organize etti… Modern Kürt basınında bir dönemeç noktası olan " Kurdistan PRESSin redaktörlüğü sırasında ilk kez kendi imzasıyla yazılar yazmaya başladı. 1991 yılında ideolojik perspektifini yalnız savunmaya karar veren O. Kotan örgütsel ilişkilerden çekilerek, bir Kürt aydını olarak mücadele etmeye karar verdi.

Yıllar süren sürgünün ertesinde, İstanbul'a döndü.

Üç şiir kitabı, sayısız makale, araştırma-incelemeyle, arkasında dev bir hazine bırakan Şair-Yazar- Gazeteci Orhan Kotan, 9 Temmuz 1998 tarihinde; Karolinska hastahanesinin ıssız odalarının birinde, bütün mücadele hayatında gösterdiği mütevaziliğe yaraşır bir şekilde aramızdan ayrıldı....
Yorum Yaz
Orhan Kotan Şiirleri
Beğendikleri
Özlü Sözleri
İstatistik
Tarih Hit
21-01-2022 7
18-01-2022 4
16-01-2022 1
15-01-2022 4
14-01-2022 5
13-01-2022 6
12-01-2022 1
Takipçiler
Takip Edilenler
Yeni Şiirleri

Nabzım Bir Devrim Sabahında

14 Yıl 11 Ay14 Saat önce yayınlandı

Geçen Yıl

14 Yıl 11 Ay14 Saat önce yayınlandı

Mesaj Ji Dostên Milîtan Re

14 Yıl 11 Ay14 Saat önce yayınlandı

Halkların Kardeşliği Adına

14 Yıl 11 Ay14 Saat önce yayınlandı

Sevdalıyım Sana

14 Yıl 11 Ay14 Saat önce yayınlandı

En Popüler Şiiri

Gururla Bakıyorum Dünyaya

çünkü isyan bıçağıdır böğrüme saplanan sancı
çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum
ve kederin
ve solgun yüzlü işçilerin üzerine
dağbaşlarının hırçınlığı savruluyor benden.
çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin
çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak
miting afişleri
cesur pankartlar
ve binlerce militan
derin denizlerin aydınlığı
zorlu sabahlar
gökyüzü ve lâle
sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata.

çünkü ben sevdiğim kızı
yaşamak gibi
halkrm gibi sevdiğim kızı
/ki şiirini yazamayan
ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi
binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi
zincirlere vurulan
savaşlara yollanan
vergilere bağlanan halkım gibi
felç ofmuş yalnızlıklara bırakarak
büyük acıların ve gözyaşının içine bırakarak
şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı
devrim türkülerini
ve başkaldırmayı öğreten dudaklarını
bir kere olsun öpemeden
bir kere olsun tutamadan kaygısızca
serin bir yaz gecesi gibi ürperen ellerini
hatta boynunu ve ayak bileklerini
bilemeden bilemeden bilemeden
vurdum yüreğimi şanlı kavgaya
barışın ve özgürlüğün dağlarına yürüyorum işte

/yiğitsen uslandır beni
ey yasakların
kahpeliğin
ve soygunların koruyucusu
türkü çağıran kızlarımı sustur
ve kahraman oğullarımı,
mezar kaza kaza kederli, kızgın
tohum serpe serpe hünerli
ve sömürüle sömürüle bomboş
ve açlığın
ve zulmun izlerini
derin uçurumlarında taşıyan ellerimi
nacaklara ve tırpanlara sarılan ellerimi
mavzerlere sarılan ellerimi
zincirlere vur gücün yeterse.
ama adına yaşamak dersen
ot gibi, saman gibi yaşamak dersen
bir solucan gibi yerlerde sürünerek
ezilerek
horlanarak
sömürülerek
re-zil-ce

çatlayan tomurcuğun
doğan çocuğun çığlığını duymadan
gül benizli sevgilinin
titreyen göğüslerini öpmeden doyasıya
korka korka
yana yana
her gün biraz daha derinden
her gün biraz daha kapkara duyarak ölümü
aç ve arkasız
köpekleşerek
yaşamak dersen
bu yürek
çat diye çatlasın be!
gelgelelim parlayan güneşi
emekçi halkların
kahraman halkların güneşini
şehvetle içine dolduran toprak
şimdi sımsıcak
şimdi ulaşılmaz
şimdi olgun meyvalarla dolu
bahar bahçelerini salmaktadır dünyaya,
ve gül benizli sevgililerin dudaklarında hayat
bizi aşka ve kavgaya çağırmaktadır,
bıçak kemiğe dayandığı
ok yaydan fırladığı için değil
/bu bezirgan saltanatı
bu zulum bitsin diye

ağaran günler için
yeni bir dünya uğruna
yüzlerinde cesaretin onuru
ve imanlı gücü dövüşen dünyanın
emperyalizme karşı dövüşen dünyanın
ve ölüme
gülerek koşan genç savaşçıların
al bayrakları dalgalansın
dalgalansın dalgalansın
kinle boğuşan yorgun yüreği
aydınlansın diye anamın.
felaketler geçirmiş anamın
dişleri dökülmüş kederli ağzı
ağlamaya hazır gözleri
safrası
ve sonsuz
ve dağlar eriten sabrı,
merhameti
yani bir bütün halinde insanlığımız
yunsun, arınsın diye duru pınarlarda
alın terinin namusu kurtulsun diye
kurtulsun diye sıcak somun
acı soğan
ve çiçekli basmalar
ahdettik
vefa ettik
kelle koyduk
ölen ölür dostlar
düşmanlar heyy
kalan sağlar
….
..
.
1969-70