Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
Refik Durbaş Hayatı
1944

HAYATI
Erzurum'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde okudu. Gazetecilik mesleğini sürdürüyor.

Durbaş'ın şiir dilini yapan öğelerden biri, Onu eski şiirin rüzgarına bağlayan, tarihle, Osmanlı şiir dili geleneğiyle birleştiren sözcüklerdir... Bu eski sözcükleri, dilin bir zorlaması değil, şiir dilinin bir öğesi olarak saymamız gerekir.

Şairin şiir dilinin bir başka özelliği ise, doğrudan halk dilinden, halk duygulanımlarından kaynaklanan sözcük ve deyimlerdir. Durbaş, yalnız halk diliyle değil, halk şiiriyle de bir yakınlık kurar şiirinde.

ESERLERİ
Şiir kitapları: Kuş Tufanı (1971), Hücremde Ay Işığı (1974), Çırak Aranıyor (1978), Çaylar Şirketten (1980), Nereye Uçar Gökyüzü (1983), Siyah Bir Acıda (1984), Yeni Bir Defter -Şiirler- Meçhul Bir Aşk (1985), Menzil (1992)
Yorum Yaz
Refik Durbaş Şiirleri
Beğendikleri
Özlü Sözleri
İstatistik
Tarih Hit
20-02-2020 1
19-02-2020 2
16-02-2020 1
14-02-2020 3
04-02-2020 1
24-01-2020 1
20-01-2020 1
Takipçiler
Takip Edilenler
Yeni Şiirleri

Barış Koyun Çocukların Adını

16 Yıl 12 Ay19 Saat önce yayınlandı

Yeni Yıl Günleri

17 Yıl 8 Ay20 Saat önce yayınlandı

Vur

17 Yıl 8 Ay20 Saat önce yayınlandı

Uçurtma

17 Yıl 8 Ay20 Saat önce yayınlandı

Tuzak

17 Yıl 8 Ay20 Saat önce yayınlandı

En Popüler Şiiri

Şiirler

ey ezilmişlik!
bir gün ben de ulaşacağım kapılarına.
yoksulluğun o sonsuz panayırını aşacağım.
aşkın şiirini ve memuriyetini kuracağım
ve elbette bitecek zamanla edebiyat tarihi
sevdanın ve alkolün kahramanlığı er mektupları
gurbetin yüreğimi dağlayan diktatörlüğü.

sevgilim acemi bir karanfil gibi açıyor
her sabah şehrin yanaklarında
bense her gece sıkıntıdan ve yeminden
elbiseler biçiyorum, namussuz ve onurlu sevdalar
dağları dağları da deliyor yalnızlık

ışıdım yoksulluğa, perişanlığa.
uykusuz kamyonlar çizdim gecenin alnına
devşirme köyler, puslu kasabalarda dolaştım.
kaç yıl
umudun ve ezilmişliğin çadırında besledim
yorgunluğu
sokakların dilber ellerinden öptüm
saçlarını okşadım dağların
ve kuşlar bile uğramazken karanlığıma
şimdi hey desem şehri saçaklarından sarsıyor yalnızlığım

eğil yüzüme sevgilim, çöz iplerini
o uslanmaz hayvanlığımı utandır, bırakılmışlığımı çınla
çünkü doymuyorum abazanlığıma pazar
mecmuaları, şahane çirkinliğim ve hülyalarımla
ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi
şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık.