|
|
| |
|
| Yedi Tepeydi İstanbul |
| |
B/.
Bıçkın rüzgârların yaylavari avuçlarından
Bir tek yüreğini kapabilmişim senin.
İstanbul
Yine sivri ve yedi tepeydi.
Köyden yeni kaymıştı yıldızım.
Ellerim sağırlaşmamıştı henüz.
Cam göbeği gözlerimse bileyli bıçak sırtı...
Cağaloğlunun çakırkeyif serkeşleri
İnadına ve habire tütün üflüyorlardı
Ankara caddesinin mosmor atmosferine.
İ/.
İstanbul
Yine sivri ve yedi tepeydi.
Denizden yana bıçkın ve kaçkın rüzgârlar
Alıp alıp ozon alışkını esrik esintilerini
Ayaklarıma çarpıyordu.
Arzularım büzülmüştü utancından.
Som ve altuniydi bedenin...
O bıçkın rüzgârların avcundan
Bir tek yüreğini kapabilmişim senin...
İi/.
İstanbul
Yine yanmaya durmuştu
En harlı ateşinde kendi külhanının.
Ben beyazıt'ta
Rezil bir arzunun hüzünhanesindeydim
Ve kolayca bükmüştüm bileğini dünlerimin.
Günlerimin biri mor
Diğeri cavidânî bir çare gibiydi
Kederimin kudurgan ve şarap kekreliğindeki sirkeci'sine.
Oysa acemisiydim ve köyden yeni yekinmişti kaderim.
Ama parmaklarımın dili pelteleşmemişti henüz.
Gönlümse yakmıştı septe boğazında gemilerini...
İii/...
İstanbul
Yine utanmaya durmuştu
En rezil sevişinde yüksek kaldırımlı dükkanının.
Laleli'nin yıkık kahküllü efeleri
İştahla kesiyorlardı kaykık afilerini.
Bugün denizden yana bereketliydim.
Ozon kokan marmara esintileri
İltica ediyorlardı iskele altlarına utancından
Bnse bir tek yüreğini kapmışım senin
Bıçkın rüzgârların avcundan...
Y/...
Yedi tepeli şehir
Yine değirmi ve kıvrak kalçalı
Ve kulağı sahte küpeli yosmaydı.
Bense aksaray'da
Mülteci bir duygunun darağacındaydım.
Sabahın alacasına bürünen mahmureler
Kederlerine binip binip
Cibali tütün fabrikasına
Ya da
Karaköy'de
Kepaze bir mavi sise dalıyorlardı.
Yy/...
Yedi tepeli şehir
Yine bol virajlı
Ve serseri hayatlara girip çıkan yollar ağıydı.
Dalgıdı ne hikmetse sarayburnu leventleri
Ki bıyıkları kolan gibi
Tespihleri balmumu kehribariydi.
Marmara'nın hırçın dalgaları
Belki sevincinden
Belki de utancından
Körtopal bir dansın sarmalındaydı....
Bu gün som ve altunîydi bedenin.
Bıçkın rüzgârların avucundan
Bir tek yüreğini kapmışım senin...
D/...
Dersaadet yani islambol
Yine sivri ve mistik minareleriyle
Sufî bir destan kahramanıydı sanki.
Ben fatih'te
Hüznüme giydirip bir neftî derviş baranisini
Kıyama durmuştum sevdanın mevlevihanesinde.
Şu an köyüm uzak bir gelin duruşuydu.
Ellerim yıldız sağmadaydı.
Gönlümse soyunmuştu sahte elbisesini.
Gözlerim kor kızıl
Bıçak sırtı ki mor çeliktendi.
Dd/...
Konstantiniyye yani dersaadet
Yine sivri ve mistik kuleleriyle
Bizantik bir destan kahramanıydı sanki.
Karagümrük berduşları
Ayaklarının topuğuna topuğuna
Ve kaderlerinin gözüne basıyorlardı.
Sarayburnu hırçındı bu gün.
Dalgalar kaçıyorlardı marmaraya utancından.
Som ve altunîydi senin bedenin.
Bıçkın ölümlerin avucundan
Bir tek yüreğini kapmışım senin... |
| |
| Ahmet Yozgat |
| |
| 21.1.2006 17:49 tarihinde Ahmet Yozgat tarafından kaydedildi. |
| |
| (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. |
|
|
| |
|
|
|
272 256 |
|
sayfa başı
|