|
|
| |
|
| ♥ ♥ ♥ Aşkın Üç Dönemi...! |
| |
Karlı dağdaki ateş, hiç yanmamış sönükken,
Zirvesi etekleri teslim olmuşken kara,
Huşu ile açılmış eller arşa dönükken,
Bir dilek iletilir: Karları yara yara
Sabırsız bir kardelen, müjde versin bahara.
Yalnızlık acısından dil düşerken feryada,
Sevgisiz kalan gönül yön bulmazken deryada,
Leyla arar kendine, ''Ah Dilara! '' Der ya da.
İşte o anda doğar müjdeli ufuklara,
Kaderin satrancında; matı yıkan Dilara! (*)
Kendi eliyle şerbet, sunan aşkın perisi,
Kutlu zaman müjdeler, mutlu günler serisi.
Tasa kalkar gönülden, rüya olur gerisi.
Son gözyaşı billûru, karışırken buhara;
Bir daha damla düşmez, gözlerdeki pınara.
Ruhun derinliğinde sona ererken kıyım,
Aşkı bulan kalplerin, hangisi der? '' Yaslıyım.''
''Yüce tanrım denir hep, bu kadar şanslı mıyım? ''
Eğer Bin canın olsa, hepsi kurban verilir.
Meleğin ayağına, hergün biri serilir!
Sanki kış ortasında, ilkbahar ve yaz gelir
Söylediği her sözden, inanılmaz haz gelir
Gelen cennet hurisi, ne söylense az gelir
Zaman dursa istenir, His Demeti gerilir. (**)
Neden durmuyor diye, sitem ile yerilir.
Çölde Zemzem Suyu'dur, içildikçe kanılmaz,
O'na bir kez değen göz, başkasına yanılmaz,
Yaşananlar söylense; rüyada inanılmaz!
Sanki İrem Bağı'ndan, lâle sümbül derilir;
Öpülüp koklanmadan, acısına erilir! ...
***
Bir ayrılık bulutu gelip sarar dört yanı.
İşte o an püskürür; karlı dağın volkanı,
Bakmaz gözyaşlarına, alır içine canı.
Beden artık çaresiz, lâv gölünde yatandır,
Kurtuluş umuduyla çırpındıkça batandır.
Bir umut kalesinin yıkılırken son suru,
Yine kendinde arar masum kalpler kusuru.
Yangını söndüremez, gözyaşının billuru.
O kalp ki hâlâ yine sevdiğine atandır;
Gidende kusur bulmaz, kendisine çatandır.
Yazgının kaleminden kaybederken savaşı,
Gidenin eleminden öne düşerken başı,
Alizeler esmezken, Muson olur gözyaşı! (***)
Aşık acı günlere yeni günler katandır.
Hasretin kor kucağı, ömür boyu vatandır.
***
Kerem'in sazı suskun, Ferhat dağı yaramaz.
Mecnun dönmedi çölden, Leylâ'sını saramaz.
Kamber için kesildi, Arzu parmak aramaz. (****)
Kalemin susar şair, gör neyin inadında;
Zümrüdüanka yükü, serçenin kanadında. (*****)
Yeni efsane doğar: Kim ile kim adında! ...
_______________________________________
(*) Dilara: Satranç tarihi üzerindeki araştırmalar bizi M.Ö. 300 yıl öncesine Hindistanda Caturanga adlı santancın başlangıcına götürür. Farslar aracılığı ile Araplara, 711 yılında Afrika'dan kendi adını verdiği boğazdan 7000 askeri ile Avrupaya geçen ve geri dönmemek için geçtikten sonra kendi gemilerini yakan, Emevi Arap komutan Cebel'li Tarık Bin Ziyad; İspanya'da Endülüs Emevi Devletinin kurulmasına ve beraberinde Satrancın Avrupa'ya taşınmasına neden oldu. Satranca Arapların katkısı bununla da sınırlı değildir.
Satranç Tarihinde ''- Dilaram Matı '' olarak geçen olayın ilginç bir öyküsü vardır. M.S. 11. yüzyılda Soylu arap şeyhi satrançta kendisine o kadar güvenmektedir ki ortaya ödül olarak gözdesi Dilaram'ı sürer, Ancak Satranç partisi Soylu arabın istediği gitmez ve mat olmak üzereyken Dilaram satranç tarihine geçen meşhur cümleyi kocasının kulağına fısıldar:
''-Kalelerini feda et, Dilaram'ı kurtar! ...''
Kale fedaları ile soylu arap hem Dilaram'ı kurtarır hem de oyunu kazanır.
Dilaram daha sonra Dilimize de bugünkü söylemiyle: Dilara olarak geçer ve
Saygın bayanların sevdikleri güzel bir isim olur.
(**) His Demeti: Kalbin içinde bulunan ve Kalp Pili'nden çıkan iletiyi bütün kalbe yaymakla görevli, Histo-anatomik yapı. Diğer adı His Huzmesi olan kalbin içindeki bu özel lifler; başlangıçta tek bir demet halindeyken daha sonra iki dala ayrılarak Purkinje Hücreleri aracılığı ile bütün kalbi inerve ederler.
(***) Alize Rüzgârları: Sürekli esen ve yönü belli olan; 30° kuzey ve 30° güney paralelleri çevresindeki dinamik yüksek basınç kuşaklarından, ekvatora doğru yıl boyunca esen rüzgarlardır.
Muson Yağmurları: Karalar ve denizler farklı ısınma özelliklerine sahiptir. Bundan dolayı farklı basınç sistemleri ortaya çıkar. Farklı basınç sistemlerinden sonucu ortaya rüzgarların, denizler üzerinden geçerken topladıkları nemi karalar üzerinde karşılaştıkları bir dağ yamacı boyunca bırakmaları ile oluşan yağışlara Muson Yağmurları denir. Bu tip yağmurlar: Himalaya dağlarının güneyinde özellikle Hindistan, Güney güneydoğu asya Ülkeleri, Japonya, Endonezya adaları, Kuzey avustralya, Madagaskar, Meksika körfezi görülür. Çok etkili yağışlardır.
(****) Arzu ile Kamber: Sonunda kavuşamayan Hak Aşıklarıdır. Dilden dile günümüze kadar gelen bir efsanevi aşkın kahramanlarıdır.
Kamber aşkını arzuya ilk itiraf etmek istediği zaman eline bir bıçak aldı. ''Arzu dedi. Açsana elini... Seni ne kadar sevdiğimi göstereceğim.'' Arzu elini açarken: Kamber bıçakla elini kesip Arzu'nun avucuna bir kaç damla kan damlattı! .''-Gördün mü Arzu dedi. Seni ne kadar seviyorum? ''
Bunun üzerine Arzu ''-Ver Kamberim bıçağı bana ver dedi. Ben seni ne kadar seviyormuşum? Kendin gör! '' Kamberin elinde bıçağı alan Arzu, Kamber'in şaşkın bakışları arasında anında gözünü kırmadan, parmağını kesiverdi! Sonra kesik parmağını Kamber'e uzattı. ''- Al Kamberim dedi. Sevgimin bir armağanı olarak veriyorum! ...'' Ve Kamber ölünceye kadar; her zaman Arzu'nun parmağını yanında taşıdı.
(****) Zümrüdüanka: Kaf Dağı'nın masal kuşu. Adı olup kendi olmayan ya da düş ürünü güzel şeyler için kullanılan bir sözcük. |
| |
| Doktor İrfan Yılmaz |
| |
| 21.8.2006 20:36 tarihinde İrfan Yılmaz tarafından kaydedildi. |
| |
| (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. |
|
-
İlgili şiir konuları: Asker, Ayrılık, Aşk, Deniz, Doğa, Hasret, Kahraman, Kin, Para, Savaş, Sevgi, Sitem, Tanrı, Tarih, Umut, Vatan, Yalnızlık, Yağmur, Zaman,
|
| |
|
|
|
61 2 |
|
sayfa başı
|