|
| Yalnızlığa… |
| |
Yalnızlığa…
Odamdayım, pencere kenarında
Nazarım hayata, insanlara
O kadar yalnızım ki
Loş odada bir hayalet
Bir ölüyüm canlılar içinde
Ruhsuz bir resim duvarda
Ağıt yakan yalnızlığa…
O kadar ümitsizim ki
Üstüme geliyor binalar
Çöküyor tüm hırsıyla caddeler üzerime
Düşüyor bir gariplik içime
Bir ürperti alevleniyor tel tel
Kalbimin derinliklerinde…
…
Soruyorum kendi kendime
İçindeki öteki ben e
Neden bu yalnızlık
Penceremdeki demir parmaklıklardan mı?
Hayat okyanusundaki ağlardan mı?
Takılmışım ağlara,
Bir meçhul okyanusta
Çıkmak mı, çırpınmak mı?
Dönüyorum geçmişe sessiz bir melodiyle
Yine yalnızlık, gurbet içinde gurbet
Bir öykü gibi geçmiş yıllarım
Önümde eski resimlerim
Yarım kalan mektuplarım
Sanki bir masal diyarındayım…
Tütüyor gözümde, duman duman bir mazi
Gömmüşüm eskiyi içime
Gurbet misali
Takılıyor gözlerim bir an
Pembe perili sokağa
Oyun oynayan, çığlık atan çocuklarda
Kendimi görüyorum
Çocukluğumu hissediyorum tüm saffetiyle
Hülyalara karışmış buğulu günleri
Anılarla sarmaş dolaş olmuş demleri,
Büyülü dünyamı görüyorum…
Bir ah çekiyorum sessizce
Tutuşuyor yanar dağlar
Yanıyor ciğerlerim…
Dönüyorum kendime sessiz bir melodiyle
Yine yalnızlık, gurbet içinde gurbet
Bir öykü gibi geçmiş yıllarım
Önümde eski resimlerim
Yarım kalan mektuplarım
Sanki bir masal diyarındayım
Ne ölüyüm ne hayattayım
Bu koca kentte inzivadayım
Hayaller şehri İstanbul’dayım
Efkâr dağıtıyorum
Hazin şarkılara eşlik ederek
Çıkıyorum özgürlük meydanına
Yürüyorum koca kalabalıkta yalnız
Bazen bir
göze takılıyorum
Bazen bir hülyaya
Bazen yaprak rengi bir bakışa
Bazen uçsuz bir deryaya
O kadar
kimsesiz ki
Koca mahşerde bir hayalet
Bir ölüyüm canlılar içinde
Yürüyorum Bakırköy sahilinde
Koca kalabalıkta yalnız…
Karışıyorum kalabalığa…
Sükûn bulmuş adımlarla
Mendil satan çocukları
Bankta hülyalar kuran çılgınları
Yem atılmasını bekleyen güvercinleri
Ve hayatta kalmak için
Dalgalarla yarışan martıları görüyorum
Hayatı görüyorum mavi, yeşil
Hayatı özlüyorum…
Ve bir ezgi terennüm ediyor
Kanunun tellerinde
Söyler bir
şiir gibi
Bir hayalet yürür meydanda
Hapsolmuş kadim handa
Hasrettir hürriyete
Bürünmüş kemiğe ete
Gezer beyhude âlemde
Yalnız desen yalnızdır
Sessiz desen ıssızdır
Bir şarkı kadar coşkun
Bir suret kadar suskun…
Yürüyorum Bakırköy sahilinde
Koca kalabalıkta yalnız
Bazen bir göze takılıyorum
Bazen bir hülyaya
Bir şiiri yaşıyorum ışıltılı göz bebeklerde
Bir şiiri yaşıyorum mavi dünyada
Rüya şehri İstanbul’da…
Bir şiiri yaşıyorum
Hayat saçan kirpiklerde
Bir şiiri yaşıyorum
Çocuksu gülümsemelerde
Bir şiiri yaşıyorum
Sevda kokan simalarda
Yürüyorum insanlar içinde
Ürkek ve yabancı…
Bir rüzgâr okşar saçımı
Bir bakış dokunur içime
Çakılır bir zıpkın
Sinemim en hassas yerine…
Bakırköy’de bir yalnız adam
Gözleri toprak rengi
Bağrında öksüz sevgi
İçinde hayat cengi
Dünyası valizinde
Bilmiyor nereye gider
Ne yapar, nasıl eder
Yürüyor sessiz sessiz…
Yalnızım bu şehirde dostum yalnızım
Koca dünyada olduğu gibi
Bir sırt çantam
Bir volkmenim
Ve içimi döktüğüm şiir defterimle
Yürüyorum Bakırköy sahilinde
Sessiz kimsesiz…
22 Mayıs 2004
Bakırköy İstanbul… |
| |
| Adem Kaltar |
| |
| 7.1.2009 11:13 tarihinde Adem Kaltar tarafından kaydedildi. |
| |
| (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. |
Okuma adresi (linki): http://www.siirevim.com/siir/siir-22832-adem-kaltar-yalnizliga-
|
|
| |
|
|
|
11 11 |
|