Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
Tarladan Fabrikaya
0 / 5
Serpildik yol kenarlarına düzensiz
Kerpiç, tahta, taş evlerimiz özensiz
Ölüm, vatan, yalnızlıklar arasında
Savaşlarla yorulmuş bedenlerimiz

Eller nasırlı ayaklarsa çarıklı
Topraklar susuz alınlarsa yarıklı
Her birisinin tuzu var bu çorbada
Kimi ceket kıravat, kimi sarıklı

Özenle ilmek ilmek işlendi toprak
İleşber sabrı kalktı çığlık atarak
Büyüdü hiç durmadan aşkla büyüdü
Usulca içinden insan fışkırarak

Toprak serinletir yanık bedenleri
Dil susar, göz belli eder sevenleri
Cahil deyip geçmeyin onlar okumuş
Çoktur hayat okulunu bitirenleri

Gün oldu devran döndü gel zaman git zaman
Uçsuz bucaksız toprağa sığmadı insan
Makine sesi para ve gelecek demek
Koparır gider, durmaz yerinde bağlasan

Toprak ağası dur der, beton ağaları
Orası seninse benimdir buraları
Artık devir değişti istersen çalışmak
Seni çağırıyor dört duvar araları

Duman kokuları örttü kır kokusunu
Çam ağaçlarının kaçırdı uykusunu
Ağasını sermayesini sormam yasak
Zaten bana mı kalmış yapmak sorgusunu

Güneş görmemiş, toprak görmemişler türedi
İnsanoğlu üremediği kadar üredi
Buysa modernlik çağdaşlık yazık yarınlara
Alttan kemirdi canavarlar, üstten süsledi

Hayatlar üç vardiya aşklar para oldu
Düzene ayak uydurmayanlar kovuldu
Yoksa tanıdıkların sakın başkaldırma
Başkaldıranlarsa çoluk çocuk mahvoldu

Bahçeli evlerden katlı evlere girdik
Attan indirildik arabalara bindik
Fabrika gel dedi, fabrika gitme dedi
Ömrümüzü fabrika içinde bitirdik

Bacalar büyüse de insan değişmedi
Dünya yok olsa insanlıkla çelişmedi
Fark eder mi uyuturlar yazılı görsel
Niye sessiz çoğunluk hala gelişmedi

Mekan değişse de sorun aynı kaldı
Kimler neyle kimleri yanına aldı
Tez akıyor tarih olmadığı kadar
Ve tarih olmadığı kadar bunaldı
09-03-2009
Yorumlar (2)
Nil Gökçe
10 Ay23 Saat önce yayınlandı

Muhterem adı güzel insan yazdığınız bu şiir destan misali çok çok beğendim..

Nil Gökçe
10 Ay23 Saat önce yayınlandı

Rüzgar kaç bin yıllık acıdır içimde kalk gidelim olmuş kederlerim kaç bin yıl ötelerden beriye benimle anladığını sanan candan can nasıl anlayacan kaç bin yıllık acıdır içimde yüzümdeki gülümsemeyle saklı can savurdu tozu dumanu bir atlı geçti ovadan bir kuş havalandı göğe meyvelerle dolu ağaç dalından bir rüzgar çıktı uçuşturdu saçlarımı içime bir büyük esinti silmek için gelmişi ve geçmişi toz duman atlı ova kuş ağaç gök meyve rüzgar derken doğa ile haşır neşir kaç bin yıllık kederlerim içimde kalk gidelim oldular rüzgar ile yine (doğaya ve doğadaki kucaklayıcı yaşam gücüne merhaba) Marina Amilidze not..içimden geldi bu şiirimi de ekledim..

Yorum Yaz
İstatistik
Tarih Hit
20-08-2019 1
17-08-2019 1
25-07-2019 2
20-07-2019 1
15-07-2019 1
14-07-2019 1
10-07-2019 1
Yeni Şiirleri

Kara Kutu

7 Yıl 9 Ay22 Saat önce yayınlandı

Düşünür İnsan

8 Yıl 23 Saat önce yayınlandı

Yerin Benim Yanım

8 Yıl 9 Ay22 Saat önce yayınlandı

İstanbul

8 Yıl 10 Ay23 Saat önce yayınlandı

Har

9 Yıl 1 Ay23 Saat önce yayınlandı

Benzer Şiirleri

Kara Kutu

7 Yıl 9 Ay22 Saat önce yayınlandı

Düşünür İnsan

8 Yıl 23 Saat önce yayınlandı

Yerin Benim Yanım

8 Yıl 9 Ay22 Saat önce yayınlandı

İstanbul

8 Yıl 10 Ay23 Saat önce yayınlandı

Har

9 Yıl 1 Ay23 Saat önce yayınlandı