Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
Ferhat İle Şirin
0 / 5
Yüzyılların ardından bir efsane haykırmak:
Yarılan çifte dağlar yönü değişen ırmak!

Horasan diyarında Erzen denilen şehrin
Şahı: Mehmene Banu adında bir kadındı.
Bisütun\'un ardında buz gibi akan nehrin
Sularına yön veren: FERHAT senin adındı.

Ne tahtın ne tacınla dağılmadı hiç tasan
Seni içten kemiren: Mehmene kibirindi.
Bambaşka bir sevgiye tanık oldu Horasan
Sadakatin timsali destan olan: ŞİRİN\'di.

Kıskançlık pençesinde sen dönerken şaşkına
Yaprak kımıldamazken: \'\'Ah Şirin ah! ...\'\' demene;
Baş eğerek Bisütun genç bir nakkaş aşkına
Yarılan dağlar ile yol veriyor MEHMENE!

Ferhat\'la veziroğlu rakiptir bir birine
Kördüğüm oldu sevda belalı med cezirde.
Ferhat\'tan sonra oğlu güneş başlı Şirin\'e
Âşık olunca bu kez şaşkın düştü VEZİR de...

Şirin\'i görür görmez cihana nam salanla
HÜRMÜZ ŞAH\'ın oğluydu vurulan bu sefer de.
Dilin kemiği yok ki asılsız bir yalanla;
Demirdağ\'da kapandı efsanede son perde!

II -
Gönül tasa görmezdi felek adil olaydı;
Bir rüyaya yenilmek bu kadar mı kolaydı?

Banu Sultan yenildi gönlünü saran sise
Bir sabah rüyasından sıkıntıyla uyandı.
\'\'Yıldıza göre benim güzelliğim Ay ise;
Şirin Güneş olmalı! \'\' Diyerek içten yandı.

Geçmişin hayalini bir anda gerçek sandı
Nur yüzlü dervişlerin zikri gibiydi özü
Birer birer heceyle zihninde yankılandı.
Vefat eden kocası Selahattin\'in sözü:

\'\'Onun için dua et eğer ki birisini
Sevmek isteyip de sen sevemiyorsan eğer.
Uyandır içindeki iyilik perisini
Güzel olan şeyler yap göreceksin ki değer.\'\'

Sultan Banu için çok zor seçimli karardı.
Kalbe teselli veren telkini duyuverdi.
Gönlündeki yas için belki işe yarardı
İçinden gelmese de bu sese uyuverdi.

\'\'Sevmediğin birine çok güzel hediye
Ver! \'\' diyen kocasının baş eğerek sesine
Elemin bulutları belki dağılır diye;
Köşk yaptırdı Şirin\'e sarayın bahçesine.

III -
Her sevda tatlı başlar gönülden heves ile;
Kader bahtını yazar olaylar bir vesile...

Köşk yapımı bitince dönemin en ünlüsü
Nakkaş Behzat ve oğlu Ferhat\'a iş verildi
Nakış ve resimlerle köşkün nadide süsü;
Efsunlanmış boyalar ilk kez o gün serildi

Bir tek Banu Sultan\'dı gizemi araştıran.
Lâle sümbül bezenen köşklerin sırçasını
Sihirli boyalarla gözleri kamaştıran;
Bin bir güzellik sunan Ferhat\'ın fırçasını.

İpek tülün ardına hanım sultan gizlendi
Ferhat yaprak çizerken büyük çeşme taşına.
Canlı gibi yemyeşil yaprak gizli izlendi
Kırmızı renkli sandal kondu yanı başına.

Hiçbir yerde kalmasın eksiklik göze batan
Ferhat büyülü yeri gözlerine kestirdi.
Altın renkli kumsala gizemli hava katan
Deryanın melteminden mor rüzgarlar estirdi!

Kader akkor telini gönüllere simlerken
Bir tek tebessümüyle bütün ömre bedeldi.
En son nurlu kıyıya bir atı resimlerken
Dünya\'nın durduğu an yanına Şirin geldi!

IV -
Efsunlu sevda oku asla dönmez tersine
Değer değmez kor düşer alev alır her sine!

Genç nakkaş ilk görüşte canevinden vuruldu.
O\'nun gibi bir melek ne duymuş ne görmüştü.
Gönlündeki saraya ilk kez Şirin kuruldu
Son da olmuştu elbet kader ağı örmüştü.

Gizemli bir bakışla gönlüne ani dolan
Nur bedenli günahsız bir meleği andıran
Yedi düvel beş iklim eşsiz rakipsiz olan
Benzersiz simasıyla Güneş\'i kıskandıran...

Destanların konusu âşıklar âleminden
Alevin damlaları pusuya dizilmişti.
İmkânsızı nakşeden kudretin kaleminden
Şirin\'in kutlu yüzü kalbine çizilmişti!

Aşk ateşi yandı mı bir daha asla sönmez
Şirin geri dönerken suskun volkan püskürdü.
Fırlayan sevda oku yayına geri dönmez
Ferhat artık tutkundu çile bir ömür sürdü.

Ey Ferhat! Bilir misin anlamadan içtiğin?
Sevdanın kadehinden senin aşk iksirindi.
Kalbindeki sevgiye var mı paha biçtiğin?
Dünyadaki her şeyden Şirin daha şirindi!

V -
Ezren\'in güzellikte iki nazar değeni
Aynı kişiyi sevdi teyze ile yeğeni!

Sultan Mehmene Banu Şirin ile veziri
Yanlarına alarak birlikte köşke geldi.
Kudretten nurlu yüzü gölgelerken bediri
Ferhat\'a göre Şirin dünyalara bedeldi!

Gizli sevdanın kalbi zamansız yakışları...
Banun Sultan sırrını hiç kimseye açmadı.
Ferhat ile Şirin\'in sevdalı bakışları
Ne vezir ne sultanın gözlerinden kaçmadı.

Veziri öfke ile burnundan hep solurken
Ferman dinlemez gönül Mehmene\'yi üzmüştü.
Ferhat\'ın gözlerine Şirin teslim olurken
Kaçamak bakışlarla O Ferhat\'ı süzmüştü.

Ferhat hizmeti için altınları almadı:
\'\'Şirin\'in sevgisini altınla yere sermem! \'\'
Banu Sultan and içti; hiçbir umut kalmadı:
\'\'Ben yaşadıkça sana asla Şirin\'i vermem! \'\'

Umudun tek fitili yanar yanmaz sönerken
Kavruldu Banu Sultan kıskançlık aleviyle.
Köşkü gezdikten sonra sarayına dönerken
Ferhat\'a tutulmuştu hem de gizli seviyle!

VI -
Müneccimbaşı önde ardında bir kafile
Birlikte su aradı tüm çabalar nafile...

İki bahar arası sarsıldı Erzen yurdu:
Kurak yaz günlerinde susuzluk baş gösterdi.
Vezirin oğlu çoktan: \'\'Şirin! ...\'\' diye tutturdu;
Kördüğümlü dört sevda bir birinden beterdi!

Müneccimbaşı önde sihirli sarkacıyla
Boşuna su aradı ahaliyle beraber.
Susuz kalmış bedenler kıvranırken acıyla
Yüreklere su serpti gelen kutlu bir haber:

Şehrin güneyindeki yüce dağ gerisinde
Suyu buz gibi akan bir ırmak bulunmuştu
Bir an bayram yaşandı Bisütun berisinde
Umut bittiği anda kader nimet sunmuştu.

Tellâlın çağrısına bütün şehir uysa da
Bir tek insan çıkmadı soğuk suya ulaşan
Sultanın vaadini tüm insanlar duysa da
Dağı delmek bir yana çıkmadı dağı aşan!

Güz öncesi döküldü meşenin palamudu
Ölümler baş gösterdi susuzluğun son hattı.
Dağı yarma işinde sultanın son umudu:
Babasının sözünü dinlemeyen Ferhat\'tı.

VII -
Susuzluktan ölümler girer iken araya
Erzen\'in su umudu Ferhat geldi saraya.

Tek yönlü sevdasının yarasına tuz aktı
Banu gizli aşkıyla ilk kez geldi göz göze
İstem yüklü sözcükler fermandan çok uzaktı.
Verilmiş bir kararla sultan başladı söze:

- Susuzluk had safhada Yaklaş Ferhat beri sen
Derde deva olmuyor ne çeşmeler ne kuyu.
Ne dilersen veririm şehre getirir isen;
Bisütun\'un ardında buz gibi akan suyu.

- Geriye dönülmeyen verdiğin bir kararsam
Kollarımda dermanım gözlerimdeki ferim
Bitip tükenmeden ben eğer dağı yararsam;
Dünya malı istemem ben Şirin\'i dilerim! ...

- Hastalık baş gösterdi bu belâyı savuştur.
Çeşmelerden su değil irin akıyor irin.
Susuzluktan kırıldı halkı suya kavuştur;
Delersen Bisütun\'u helâldir sana Şirin! \'\'

- Sevdalı gönüllerin sırrına akıl ermez
Kazma tutan bileğin gönlü aşkla dolmalı.
Zincirlenmiş zirveler gövdeyle izin vermez;
Dağı delecek kişi dağdan güçlü olmalı!

VIII -
Sözünden dönen şahın fermanını kim anlar?
Ferhat\'a bel bağladı susuz kalan insanlar...

Elem yüklü bulutlar kalplere inen sisi
Kaldırırken Erzen\'in halkı sessiz dinledi
Gittikçe şiddetlenen müjdenin habercisi
Külünklerin sesinden dağ zirvesi inledi!

\'\' Aşkım için erimez misin behey Bisütun?
Kalabilir misin sen ben vurdukça yekpare?
Şirinim beni bekler sona ersin sukutun;
O\'na kavuşmak için seni delmek tek çare! \'\'

Kalbe yangın düşerken beden niçin üşürdü?
Umut vuslat ayrılıp olunca birer kutup.
Kavuşma ümidini o an suya düşürdü
İkinci gün Ferhat\'a Şirin\'den gelen mektup:

\'\' Sen o dağı delerek suyu getirsen bile;
Beni sana vermezler! Şimdi kalbi çok rahat
Teyzem sözümü verdi:Vezirin oğlu ile... (1*)
Beni baş göz ediyor çaresiz kaldım Ferhat! \'\'

Dağa giden mektubu sadece Banu duydu.
Sultana güvenini Ferhat o an yitirdi.
Susuzluktan kırılan halkın son umuduydu
Dağı delme işini iki günde bitirdi!

IX -
Sultan sözünde durmaz vuslat yolu puslanır
Sanır ki deli gönül zindan ile uslanır!

Buz gibi ırmak suyu içildi kana kana
Erzen bayram ederken Ferhat suskun kalmıştı.
Tellalların dilinden Banu sultan dört yana
Şirin\'in verildiği haberini salmıştı.

Sözünden caydı diye Mehmene\'ydi yerilen.
Sarayın bahçesinde ibret oldu herkese:
Köşkte olduğu gibi ödül diye verilen
Ferhat\'ın reddettiği altın dolu bir kese!

Sultan tuzağı kurdu güneş henüz batarken
İki âşığın gizli buluştuğu o gece
Yakalanan Ferhat\'ı kör zindana atarken;
Şirin\'in düğününe bir gün vardı sadece.

Zindandaki saatler zamana gün eklerken
Vezir Banu Sultan\'ın gene aklını çeldi.
Düğün için Şirin\'in şifasını beklerken
Zindandaki Ferhat\'ın kaçış haberi geldi.

Kilit üstüne kilit vurulan kör zindandan
Sultan öğrenemedi Ferhat nasıl kaçmıştı?
Düğün yapılsın diye uğraşırken bir yandan;
Öfkesinden kuduran vezir dehşet saçmıştı!

X -
Artık geri dönemez Horasan yasaklıydı
Şirin\'in eşsiz yüzü canevinde saklıydı.

Erzen\'de hasta yatan Şirin gibi O\'nun da;
Kızıl hicran ateşi tüm ruhunu sarmıştı
Her adımı endişe yüklü kaçış sonunda;
Hürmüz Şah\'ın diyarı Amasya\'ya varmıştı.

Gözyaşına tanıktı yastık olan her taşı;
Muradının tek mumu yanar yanmaz sönmüştü.
Döneme damga vuran köşkün ünlü nakkaşı
Üstü başı perişan divaneye dönmüştü.

Bir ummana düşmüştü çırpınışı nafile...
Her ilahi aşk gibi çileye hisseliydi
Kafdağı zirvesinden erimeyen kar ile
Dahi asla sönmeyen alevlerin seliydi.

Sol göğsüne üfüren alevli nefesiyle
Dayanılmaz hasretin günleri aya aktı.
Taş kalpleri eriten içten yanık sesiyle
Gönülleri titreten Ferhat türküler yaktı.

Amasya hükümdarı Hürmüz Şah avlanırken
İlk kez dağda gördüğü Ferhat\'a adam saldı
Aç perişan âşığı önce deli sanırken
Yüreği çok acıdı; korumasına aldı.

XI -
Yardım etmek istedi kalbini sardı hüzün;
Ferhat\'ın öyküsünü dinleyen şah Hürmüz\'ün.

Veziri Rüstem Paşa elçi olarak gitti.
\'\'Şirin\'i vermez ise ordularımla gelir
Zorla alırım! \'\' sözü gururunu incitti
Banu dedi: \'\'Her ordu zafer ile yücelir! \'\'

Savaş kararı düştü Erzen\'deki saraya.
Ne Hürmüz Şah vazgeçti ne Şah Banu baş eğdi.
Binlerce yiğit öldü savaş girdi araya
Ferhat Şirin aşkına savaşın eli değdi.

İki şahın askeri kırarken bir birini
Hüsrev adlı oğluyla veziri Rüstem Paşa
Hürmüz Şah\'dan habersiz Horasan\'dan Şirin\'i
Amasya\'ya kaçırıp son verdiler savaşa.

Hekimler Şirin için düğünden önce derman
Ararken bir kez daha şah sözü yutulmuştu.
Hürmüz Şah\'ı mahvetti fermana inen ferman:
Kendi öz oğlu Hüsrev Şirin\'e tutulmuştu!

Sözünü tutamayan şah elemle taşkındı
Baba söndüremedi kalbini yakan közü
İlk kez sözünden cayan şah çaresiz şaşkındı.
Bir taraftan öz oğlu diğer yanda şah sözü...

XII -
Şah bir fermanla yırttı gönlünün zifirini:
\'\'Demirdağı yararsa Ferhat alsın Şirin\'i! \'\'

Semadaki en uzak bir yıldıza uzanan
Oğlunun derdi ile kalbi pare pareydi.
Heybetli Demirdağ\'ı hiç geçit vermez sanan
Kalbi sıkışan şahın bulduğu son çareydi.

Şehzade Hüsrev için umut belirdi yine
Yeminle pekişirken hükümdarın adağı.
Babasının şartıyla su serpildi kalbine
Nasılsa hiçbir kimse delemezdi bu dağı.

Hürmüz şahın şartı var ufuklar gene sisli
Ferhat sevdi seveli kim gördü güldüğünü?
Demirdağı delsindi Bisütun\'un üç misli...
O zaman yapılırdı Şirin ile düğünü!

Şehzadenin gönlüne sevinç umut doğmuştu.
\'\'Kader Şirin Sultan\'ı benim bahtıma yazsa! ...\'\'
Şahın şartı Ferhat\'ı endişeye boğmuştu:
\'\'Ya dağı yarsam bile Şirin kısmet olmazsa? ...\'\'

Kaderin satrancında çifte şahın şık matı... (2*)
Gibi ender oyunla hedefe varılacak.
Gönlündeki sevdayla Bisütun\'un üç katı
Amasya\'nın simgesi Demirdağ yarılacak!

XIII -
\'\'İstediğiniz kadar aşkıma bedel biçin
Bu dağı da yararım Şirin için aşk için! \'\'

Diyen Ferhat çaresiz kadere boyun büktü.
Demirdağ\'ın bağrına ilk darbeler inerken;
Göğsüne sığmaz sevda Demirdağ\'dan büyüktü.
Azmin şahlanışında umutsuzluk sinerken.

\'\'Ferhat asla yaramaz! ...\'\' Umuduyla yanılan
Şehzade kulak verdi külünklerin sesine.
Heybetin abidesi geçit vermez sanılan
Demirdağ da baş eğdi sevdanın yücesine!

Ferhat aşkla vurdukça güç geldi adaleye
Dağların gövdesinde yankılandı amacı.
Sevgi emeğe döndü tutku mücadeleye
Ön yamaçla birleşti dağın karşı yamacı

Şirin için umudu toz gibi bir zerreyken
Hüsrev son çare diye yalandan medet diler:
Dağın yarılma işi tam bitmek üzereyken;
\'\'Boşuna yardın Ferhat Şirin öldü! ...\'\' dediler.

Vargücüyle külünkü Ferhat göğe savurdu
Kendisini altına atarken \'\'Şirin! ...\'\' diye
Kopardığı feryatla yürekleri kavurdu.
Başına inen darbe acılardan hediye!

XIV-
Ey! Sevda imbiğinden damıtılan efsane;
Biri kızıl biri ak güllerdeki tasa ne?

Ferhat! İki sultandan ferman reva görülen
Dağların sevdasına yol verdiği yiğitti.
Tuzak ve entrikayla çıkış yolu örülen;
Şirin\'e kavuşmadan dünyadan göçüp gitti!

Şirin dağa koşturdu yoluna can serdiği
Efsanevi nakkaşı göz önünde cansızdı.
Ferhata sarılırken teredütsüz verdiği
Ömründeki son karar ruhuna o an sızdı.

Sadakatin timsali olmak vardı şanında
Şirin\'in gücü ancak kendisine yeterdi.
\'\'Başkasına yar olmam! \'\' diyen Şirin anında
Koynundaki hançerle hayatına son verdi!

Yan yana gömüldüler; daha sonra destanlar
Mezarların üstünde açan iki gül yazdı.
Bir biriyle bakışan gizeminden kim anlar?
Ferhat\'ın gülü kızıl Şirin\'inki beyazdı.

Ferhat\'la Şirin aşkı bir destan bir ağıttı;
Gizemine yenildi ferman yemin her karar.
Yüzyılların imbiği damıtarak dağıttı:
Sevda dedikleri şey demirden dağı yarar!
25-05-2011
Yorumlar (1)
Ergül Sırkıntı
1 Yıl 9 Ay21 Saat önce yayınlandı

yazan yüreğin susmasın üstadım

Yorum Yaz
İstatistik
Tarih Hit
02-07-2020 1
30-06-2020 1
26-06-2020 2
22-06-2020 1
14-06-2020 1
07-06-2020 1
05-06-2020 1
Yeni Şiirleri

Hükümsüz Sevda

3 Yıl 7 Ay21 Saat önce yayınlandı

Akla İsyankâr Gönül

3 Yıl 8 Ay21 Saat önce yayınlandı

Bir Güle Sitem

3 Yıl 8 Ay21 Saat önce yayınlandı

Mavi Ay Perisi

3 Yıl 9 Ay21 Saat önce yayınlandı

Zamanı Değil

3 Yıl 9 Ay21 Saat önce yayınlandı

Benzer Şiirleri

Hükümsüz Sevda

3 Yıl 7 Ay21 Saat önce yayınlandı

Akla İsyankâr Gönül

3 Yıl 8 Ay21 Saat önce yayınlandı

Bir Güle Sitem

3 Yıl 8 Ay21 Saat önce yayınlandı

Mavi Ay Perisi

3 Yıl 9 Ay21 Saat önce yayınlandı

Zamanı Değil

3 Yıl 9 Ay21 Saat önce yayınlandı