Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
Eleştiri Yorum
0 / 5

Değerli Dostum. Kendi yazılarımda hep belirtirim. Bizim kendimiz dışında içine katılmakla, içine katılım verdiğimiz hayatımız var. Biz bu hayatın ürünüyüz. Bu nedenle "el ense yapıp rahat olmak varken" siz de ben de herkes gibi kendi dışımızdaki bu sosyo toplumsa hayatın sorumluluğu gereği yazıyor çabalıyor olmamız kaçınılmazdır.

Dışımızdaki hayat; depo enerjiyle, akış yapan bilgi verisiyle, teknik, teknolojik mirasıyla, ortak aklı ve ortak mantığı ile vs. bugünümüzü sağlayıp, bu günleri bize miras kılmakla bizim içindi.

Biz de bizim dışımızdaki hayat için olacağız elbette. Çünkü biz bu hayatın, bu bütünün parçasıyız. Bütün, parçasına enerji akışı yapmadan duramaz. Parça da bütünsel akışa göre bütünsel akışa katkı vermeden duramaz. Bütün parçaya katkı verirken kendisi içindi. Parça da bütüne katkı verirken kendisi içindi.

Genelde Web sayfasındaki yazıları okumak istemiyorum. Okuyunca da kendimde dayanılmaz bir eleştirellik hissediyorum. Eleştirellik kötü mü? Değil tabii. Hele bir de ve özellikle subjektif olmadan karşı argümanların koyarsanız. bu nedenle üstadın yazan sorumlu cesareti gibi geniş müsamahasına sığınıp yanlış ta olsa eleştirilerimi de söyleyeceğim ki yanlışım söylene.

1 "En gıcık kaptığım dizi isimlerinin başında şu Zalim İstanbul geliyor. Başka bir isim konamaz mıydı bu dizinin adı? İstanbul Niye zalim olsun ki? Hazreti Muhammed sav.’in övgüsüne mazhar olmuş Ebu Eyüb El Ensar-i'yi bağrında saklayan güzelim İstanbul... Fatih Sultan Mehmet Hanın Türk Milletine armağanı güzelim şehir." diyorsunuz.

Bu satırlar alttaki sizden alıntıladığım, aynen katılıp rezerv koyduğum 2 numaralı satırlarla hiç uyuşmuyor. Bir başka yoldan TV programlarının yaptığının bir benzerini de bir şeyi överken bizler de yapıyoruz.

Zalim olmanın referansı öyle yanlış yere konuyorki. Övülmüş Ensar-i'nin burada yatıyor olması ile zalimliği referans etmek, İstanbul'un geçmişte güzel sözlere mazhar olmasına zalimliği ya da zalim sizliğini yaslamanız hiç şüphesiz ki siz bunu kast etmeseniz de bu yaklaşım bire bir bir başka biçimde yine bir "düşünmeme demektir".

Yazı okunduğunda zalimliğin referans çıkarımı bir Kamçatka'lı için de bir Şilili için de aynı olmalıdır. Örneğin küresel ısınma "çözülen metan gazının ve atık karbondioksidin atmosferde biriken sera gazı etkisi nedenle orta çıkıyor" denmesini "herkes aynı referansla aynı anlar". Çözümü de aynı üretir. Başka başka yollarla bu doğru çözümü uygular.

Şimdi bu yazıya göre Dünyamızın küresel ısınmayla baş başa olmasını, "bu Atmosfer kubbesi altında yatan peygamberin yattığı mübarek yerin semasında küresel ısınma olur mu? diye bir ortak akıl mı çıkaracağız! TV ye kızarken kendimiz aynı mantık hatasını yapıyoruz.

"Senaryo yazarları ve oyuncular malı götürdü tabi ki... Bizim mafya ile yasa dışı işler ile ne alakamız olur ki? "
Biz "mafya değiliz ki, mafyayla ne işimiz olur!" Biz kanser değiliz kanserle bizim ne işimiz olur? demekle biz ihale almıyoruz, bana ne kardeşim; ihaleden neden bahsediyorsun mu diyeceğiz? Ben çalmıyorum, çalandan bana ne? niye gündemi meşgul ediyorsun mu diyeceğiz?

Bunu bir sistem meselesi görmeyip, kolektif olanı kişisel yapa geldiklerimiz boyutuna indirgersek, sorunuzun cevabına sıra gelince "sizin yaptığınızdan bana ne? ben de sizin yaptığınızı yapmıyorum", demek olacaktır.

Ne Eyüp Ensar i, Ne aziz Pavluş vs. ortak aklın, uygarlığın ve dünyanın ortak referansıdırlar. Tüm dünyanın ortak referansı; ortak aklı, yine depo edip aktara geldiği mirası olan bilim, bilgi, üreten ilişkiler, teknik ve teknoloji olmakla "üreten toplumsal (kolektif) kapasitedir".

Ne aziz Pavlus Ne Ensar i kolektif akıl değil; sıradan bir kişisi çabadır. Ve hiç bir kişi kolektif akıldan büyük olamaz. Ve kolektif akılla davranmayan hiç ama hiç bir kişi bulamazsınız.

Kapıyı açarken, açtığınız kapı; klavyeye dokunurken dokunduğunuz tuşlar, domates yerken domatesi üreten bilgi, bilinç, teknik, teknoloji hep kolektif akıl ve kolektif mirastır. İçinde yaşadığınız ve kendinizle kurduğunuz aile çocuğun bakımı kolektif akıl ve kolektif mirastır. Hayaller tek kişilik olabilir ama görülen hayaller de evlilik üzerine, zengin olma üzerine vs. de kolektif etkilerle kurulur.

İşte bütün referanslar, ortak akıllar bu kolektif referansa göre olup; organ nakli yapıp, domatesi üretip, kansere çare bulup, kuasarlara bu yetenek ve kapasite ile bakıyorsunuz. Şimdi Eyüp Ensar-i veya Aziz Pavlus bunun neresinde?

Aziz Pavlus olmasa da kolektif akıl ile kansere çare bulurdunuz. Ama kolektif akıl olmasa; Dünya aziz Pavluslarla, Ensar-ilerle dolsa bile domates bile yetiştiremezsiniz. ne den mi? Ne Pavlus, Ne Ensar i, kolektif akıl değil de ondan.

Ama siz kolektif aklın oldurması olmakla, bu kolektif akıl ile oluş anınızda bir an dünya batsa kolektif akıldan ve kolektif kayıttan yoksun kalsanız bile siz hemen domates yetiştirmeye başlarsınız. İşte sizdeki domatesi yetiştiren akıl, ne aziz Pavlus aklı ne Ensar i aklı değildir. Kolektif akıldır. Eğer sizde kolektif akıl olmasaydı, sizde salt Ensar i ve Pavlus aklı olsaydı; boşa kurtulmuş olacaktınız.

Ortak akıl, ortak düşünce, ortak yaşayış, ortak fikir, ortak ve bilimsel referans yoksa böyle si bir kısır döngü yalnızlığı içine düşmemiz kaçınılmaz olmaktadır. Hiç bir tarihsel kişiler de "anma iseler de" referans değildirler.

Tek referans kolektif akıl, kolektif miras ve kolektif donanımlı kapasite yeteneğimizdir. İnsanlığı bu güne getiren ne kişisi akıldır. ne kişisi eylemdir. Kişisi akıl ve kişisi eylemin gerisinde kişide hiç ama hiç olmayan hep o kolektif akıl vardır.

Şimdi Kudüs'de de Allah'ın övdüğü Süleyman peygamber, Davud peygamber yatıyor diye, Kudüs'de olanlara göz yumup, Kuddusi yönetenlere ne diyelim? Zalim değil mi diyelim? Referans çürük olunca; tartışma ve ortak akıl üretme de sağlıklı düşünme de olası olmuyor.

Üstelik peygamberimiz kalpleri İslama ısındırılacaklar diye (Müellife-i Klup denen bir anlayışla) Ebu Süfyan'dan hoş söz edişle onu övmüştür. Üstelik islama gelsin diye hakkında güzel sözler de söylemiştir. Ne yani şimdi biz övülmüş, hakında güzel söz de söylenmiş diye Ebu süfyana zalim değil mi diyeceğiz.

Zalim Ebu Süfyan Mekkede yatıyor diye Mekkeye zalim mi diyeceğiz. Bunlar akıl, mantık ve bilim dışarılıklı olmakla şartlı öğrenmedir. Bu öğrenmenin binlerce terkibini dinlediğimiz için, bizler de böyle si yanlış yargılar çıkarıyoruz. Yani referans böyle olunca, TV'ye gerek yok genel olarak düşünemiyoruz.

Konum bunlar değil. Konu referansınıza karşılık olarak "bu boş söz mugalatalarını yapmaktayım". Ben hiç bir ortak akla, ortak düşünceye bunları referans yapmam. Bu sözler öyle safsata, öyle illüzyon ki karşıtını bile düşündürmez.

Böyle bir referans karşısında zulmün kaynağı olan baş kentler "biz İncil okuyoruz. İncil gibi mübarek söz okunan ağızda ve İncil okunan kentler içinde oturanlarda zalimlik mi olur? Derse ne yaparız?

Ya da O da falan şehre aziz Pavlus'un mezarını getirip önümüze komakla, Vaşington'un zalim olmadığını söylerse işin ucu nereye varır. Çünkü bunlar gerçek değiller. Kolektif insan düşüncesin, olgu ve olayların ortak referansları değildirler. Ortak düşünceye referans bile olamazlar.

Şu halde bir aydın olarak zalimliğin kaynağını bir başka yerde arayacağız ki 2x2 = 4 eder gibi Kamçatka'lı da Şili'li de buna evet desindi. Aziz Pavlus, Ensar i üzerinde insanlığın uzlaşacağı hiç bir şey yoktur. Bunlar köleci düzenin imleci olan illüzyonlardır. Bunları öğrenen de öğrenir.

2 "Günümüz dizileri, biraz da toplumu uyutmak için kullanılmaktadır... Türk Toplumu, okumasın, yazmasın, çizmesin keşke, sabahtan akşama kadar televizyon başına geçsin eş dost, komşuları ile sabahları geri zekalı aksiyon programlarını seyretsin, akşamları da diziden diziye atlasın, ama yeter ki kitap okumasın, gazete okumasın, memleket meseleleri hakkında düşünmesin... Biz sigaraları buzlarız, içkileri buzlarız göstermeyiz millete... Sonrası iyi uykular tatlı rüyalar, ülke de elden giderse, artık onu da siz düşünün."

İşte herkeste ortak olan ama ne anlama geldiği söylem ve eylemlerle desteklenmeyen yazınızın bayıldığım yeri burasıydı. Rezervlerim saklı kalmak kaydıyla aynen katılıyor. Tebrik ve teşekkür ediyorum.
25-09-2019
Yorum Yaz
İstatistik
Tarih Hit
06-12-2019 2
05-12-2019 1
02-12-2019 1
30-11-2019 1
28-11-2019 1
27-11-2019 1
20-11-2019 1
Yeni Şiirleri

Nasıl Yaşar Nasıl Ölürüz 52

2 Ay19 Saat önce yayınlandı

Eleştiri Yorum

2 Ay19 Saat önce yayınlandı

Benzer Şiirleri

Nasıl Yaşar Nasıl Ölürüz 52

2 Ay19 Saat önce yayınlandı

Eleştiri Yorum

2 Ay19 Saat önce yayınlandı