Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
İstanbul Geçiyor
0 / 5
Ağrıların gelir geçer içimden
Ellerimde İstanbul'un
Uçmak için havalanıyor kanatlarında
Bütün kuşları İstanbul'un...

Hani bir denizin vardı, Haliç'ten baktığım
O güzel Üsküdar'ında, içime aktığın ılık bir akşam havası
Kalemim senin elinde, üzerinde beyaz bir sayfası
Düşünüyorum seni, ellerimde kuşların
Ciğerlerimde nefesi
Güzelliklerin gelir geçer içimden
Yedi tepeden bakıyorum denizine
Aklımda kalmış işte, Sinan'ın enfesi...

Yağmurların vardı, yollarıma düşen damlalarında
Her sokağında, ayrı bir lezzet tadında adımlarım
Ayrı bir gülümseyiş görünmeyen sabi yüzlerinde
Bir elimde adın, bir sözümde kalemin
Limanına dizilmiş yine gemilerin
Mavi sularında bir derya, önünde gözlerin
Dalgaların gelir geçer içimden
Her vuruluşumda geri çekiliyor suların
Bir ben kalıyorum kıyıda
Issız bir kıyında
Mahpus bir Ada'nda...

Bulutların vardı, özünün nefesini taşıyan
Yıldızların arasında ay misali parıldayan
Fırtınalarında bile gülümsemek için çabalayan
Gencecik ve bembeyaz
Yine gezeceğim her gün bulutsuz sahillerini
Tebessümün gelir, martılarımın gözlerinde
Bütün kentini güneş gibi aydınlatan engin maviliklerinde
Sahillerin gelir geçer içimden
Beklenen Ada'larında...

Ormanların vardı, nefesine ses veren
Bülbülün sesine nefes veren
Yaralı bir kuşun konmak istediği bir yuvan
Bir havasına bin ömür harcadığın
Bir zeytin dalı, bir incir çekirdeği
Bir kabuk gibi, dolduramıyorum cevizini
Hayallerin gelir geçer içimden
Yanmış, budanmış
Yarım kalmış bir dağ gibi...

Masmavi suların vardı, ab-ı hayatında
Bir balık olmak, gezmek yüreğinde
Derinliklerine dalmak Marmara'nın
Damarlarından kopan bir damla sudan
Kana kana içmek, içtikçe doyamamak
Çocuklar gibi şen olmak, pusatsız dünyanda
Sokakların gelir geçer içimden
Gönül koymak, oynamak oyunlarını
Arnavut kaldırımlarında...

Seni bekleyenler vardı, her satırlarında
Bir dağ başında, bir deniz kıyısında
Mum ışığıyla aydınlanmış izbe odalarda
Rengarenk ışıkların yanıp söndüğü
Ölçüsüz çığlıklarla dolu şarkılı türkülü salonlarda
Her sabah güneşinin doğumunu sevinçle bekleyen
Ve her akşam onu hüznüyle birlikte tekrar uğurlayan
Hüzünlerin gelir geçer içimden
Elinde bir gül, bekleyenler aldıkça dudaklarında tebessüm
Ve her gece seni kirletmek için çabalayan kara bir safderun..

Bir Kulen vardı, adına Kız ismini verdiğin
Kafesten kurtulmaya çalışan minik kuşlarını
Alıyorum yüreğime, teker teker uçururken avuçlarımdan
Süt beyaz martılarıma veriyorum saçlarını
Yedi tepene birden dağıtıyorum balık ekmek kokularını
Tepelerin gelir geçer içimden
Hafiften esen bir rüzgarın söylediği türkülerinden
İster buradan, ister eski bir İstanbul'dan
Çıkarıyorum ateşten gömleklerini...

Şairlerin vardı, adına şiirler yazan
Bir cevher gibi kaleminden süzülen mürekkebi
Akıtıyor boğazından geçen bir geminin üzerinde
Sarıyer'den uzanıyorum ellerine
Galata'da vuruldum gözlerinin ferine
Köprülerin gelir geçer içimden
Kaç vapurun geçti bugün Boğaziçi'nden
Sizlerin olsun bütün köprüleri bu şehrin
Ben köprüleri ikimizin arasına kurmuşum zaten...

Sevdalıların vardı, yakasına gül takan
Sevgililerin vardı, gül'ü yakasına taktıran
İstanbul, gelir geçer içimden
Ve şimdi, hepsi birden
Unutmuşlar
Unutulmuşlar
Unutturmuşlar...
16-07-2004
Yorum Yaz
İstatistik
Tarih Hit
18-01-2021 1
12-01-2021 1
01-01-2021 1
31-12-2020 1
30-12-2020 1
29-12-2020 1
28-12-2020 1
Yeni Şiirleri

Ölüme Küstüm

16 Yıl 6 Ay22 Saat önce yayınlandı

Şimdi Ölümde Hayat

16 Yıl 6 Ay22 Saat önce yayınlandı

Yakıyorum Elveda'ları

16 Yıl 6 Ay22 Saat önce yayınlandı

İstanbul Geçiyor

16 Yıl 6 Ay22 Saat önce yayınlandı

Sevda Kuşum

16 Yıl 10 Ay21 Saat önce yayınlandı

Benzer Şiirleri

Ölüme Küstüm

16 Yıl 6 Ay22 Saat önce yayınlandı

Şimdi Ölümde Hayat

16 Yıl 6 Ay22 Saat önce yayınlandı

Yakıyorum Elveda'ları

16 Yıl 6 Ay22 Saat önce yayınlandı

İstanbul Geçiyor

16 Yıl 6 Ay22 Saat önce yayınlandı

Sevda Kuşum

16 Yıl 10 Ay21 Saat önce yayınlandı